Block title
Block content

"İnsanı ve âlemi, belki bütün mahlûkatı esfel-i sâfilînden, sukuttan, kıymetsizlikten, faydasızlıktan âlâ-yı illiyyîne, yâni kıymete, bekaya, ulvî vazifeye çıkarıyor." izah eder misiniz?

 
Soru Detayı:

Esfel-i safilin, sukut, kıymetsizlik, faydasızlık kelimeleriyle, bunların mukabili olan A’lâ-yı illiyyîn, kıymet, beka, ulvî vazife kelimeleri arasında özel bir münasebet var mıdır?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Yirmi Üçüncü Söz’den  konumuza ışık tutacak bir  bölüm:

"İnsan, nur-u iman ile âlâ-yı illiyyîne çıkar, Cennete lâyık bir kıymet alır. Ve zulmet-i küfür ile esfel-i sâfilîne düşer, Cehenneme ehil olacak bir vaziyete girer."

Kelime manası olarak, alâ-yı illîyin  “yücelerin en yücesi”, esfel-i safilin ise “aşağıların en aşağısı” demektir. Birincisi, cennete layık bir kıymet almayı, diğeri ise cehennem ehli olacak bir çöküşü, bir düşüşü  ifade eder. 

Ahsen-i takvimde, yani en üstün bir istidada sahip olarak yaratılan insan, kendisine ihsan edilen üstün kabiliyetleri yerinde kullandığı taktirde melekleri geçebilir. Aksi halde, ayet-i kerimede de beyan edildiği gibi hayvandan çok daha aşağı düşer. Birinci halde üstün bir kıymet kazanırken, ikinci halde çok kıymetsiz bir varlık haline gelir. Bu ise o üstün varlık için bir sukuttur, aşağılara düşüştür.

Fani ömrünü rıza ve istikamet dairesinde geçiren insanlar, bu ulvî vazifeyi yapmalarına mükâfat olarak bekaya, yani ebedî cennet hayatına mazhar olurlar. Aksi yolda ömür geçirenler bu büyük ve ebedî faydayı kaybederler.

“Küfür bir fenalıktır, bir tahribdir, bir adem-i tasdiktir. Fakat o tek seyyie; bütün kâinatın tahkirini ve bütün esma-i İlahiyenin tezyifini, bütün insaniyetin terzilini tazammun eder.”(1)

(1) bk. Sözler, Yirmi Üçüncü Söz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
Yükleniyor...