Block title
Block content

İnsanın, akıl alakadarlığı ile mazi ve müstakbelle irtibatı vardır. Bir Müslümanın mazi ve müstakbeli düşünmesi nasıl olmalıdır? Sabır kuvvetinin kullanımı ile ilgili tavsiyenin tatbiki çok zor ve müşkül görünüyor. Ne önerirsiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Meselâ, birkaç gün sonra aç ve susuz olmak ihtimâlinden, bugün, o niyetle mütemâdiyen ekmek yese ve su içse, ne derece divâneliktir; aynen öyle de, geçmiş ve gelecek elemli saatleri-ki, hiç ve mâdum ve yok olmuşlar-şimdi düşünüp sabırsızlık göstermek ve kusurlu nefsini bırakıp Allah'tan şekvâ etmek gibi, "Of, of!" etmek divâneliktir. Eğer sağa, sola, yani, geçmiş ve geleceklere sabır kuvvetini dağıtmazsa ve hazır saate ve güne karşı tutsa, tam kâfi gelir; sıkıntı, ondan bire iner." (Sözler, On Üçüncü Söz)

* İnsanın, akıl alakadarlığı ile mazi ve müstakbelle irtibatı vardır. Bu fıtri yapı, buradaki tavsiye ile nasıl bağdaştırılabilir? Bir Müslümanın mazi ve müstakbeli düşünmesi nasıl olmalıdır?

* Sabır kuvvetinin kullanımı ile ilgili tavsiyenin tatbiki çok zor ve müşkül görünüyor. Bu hususta herhangi bir tavsiyeniz var mıdır?

Cevap:

İnsanın maziden yardım, ders ve ibret alıp istikbal için çalışması onun yaratılışının gereğidir. Basit bir matematik işlemi yaparken bile ilkokul çağında ezberlediğimiz çarpım tablosundan yardım alıyoruz.  Burada kastedilen mana daha farklıdır. Mazide olmuş bir acı hadiseyi düşünmenin kişinin moralini bozmaktan, şevkini kırmaktan öte bir şeye yaramayacağı açıktır. Onu kadere verip, yani onda kaderin bir hikmetini, bir güzelliğini arayıp istikbal için çalışmak en güzeli ve en faydalı yoldur.

Hastalıklarda da durum buna benzer. Daha önceki günlerde ve haftalarda çektiği acıları düşünüp "Ah!.." çekmek, hastanın dayanma gücünü zayıflatır. “Bu acılara şu kadar gün sabrettim, bu gün de sabredebilirim.” deyip geçmişten kuvvet almak ise, hastanın iradesine kuvvet verir.

Aynı şekilde, istikbalde de bu hastalığı çekmeye devam edeceğini düşünüp sabırsızlık göstermek de kişinin iradesini zayıflatır. Mazide çektiklerini bir moral gücü olarak değerlendirip, henüz gelmemiş günlerin elemini şimdiden ruhuna çektirmemek en selametli yoldur. Bunu başarmak, özellikle hassas ruhlar için, bir de ahiret imanında zafiyet olanlar için oldukça zor olabilir. Ama unutmayalım ki, bütün güzel sonuçlar zorluktan doğmuşlardır. Doğum olayında annenin çektiği ızdırap bunun en açık örneğidir.

Çok az yürüyen bir kişi, aniden uzun bir yola çıkarsa kısa zamanda yorulur, takatten düşer. Ama bu işi sistemli bir şekilde her gün yapsa daha önce kendisine çok uzun gelen mesafeler kısalır, yorgunluk da azalır. Adalelerimiz için geçerli olan bu kaide, ruh yapımız, sinir sistemimiz için de geçerlidir. Sabır, ancak sabrederek öğrenilir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

cemdemir
Mükemmel bir izah!
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...