Block title
Block content

"İnsanın akıl ve fikir meydanı öyle bir vüs'attedir ki, ihatası mümkün değildir. Ve o kadar dardır ki, iğneye mahal olamaz... Bazan da fıtrat ve hilkati içine alır." İzah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İ'lem eyyühe'l-aziz! İnsanın akıl ve fikir meydanı öyle bir vüs'attedir ki, ihatası mümkün değildir. Ve o kadar dardır ki, iğneye mahal olamaz. Evet, bazan zerre içinde dönüyor, katre içerisinde yüzüyor, bir noktada hapsoluyor. Bazan da âlemi bir karpuz gibi eline alır ve kâinatı misafireten getirir, akıl odasında misafir eder. Bazan da o kadar haddini tecavüz eder, yükseğe çıkar ki, Vâcibü'l-Vücudu görmeye çalışır. Bazan da küçülür, zerreye benzer. Bazan da semâvat kadar büyür. Bazan da bir katreye girer. Bazan da fıtrat ve hilkati içine alır."(1)

Bu cümlede işaret edilen husus, insan mahiyetinin ne denli geniş ve yüksek bir fıtratta yaratılmış olduğudur. Allah, insanı öyle geniş ve kuşatıcı bir mahiyet ve kabiliyette yaratmış ki, bütün kainatı ihata edecek bir çapta ve genişliktedir. İnsanın fıtratına takılmış her bir duygu ve cihaz, Allah’ın isim ve sıfatlarının tecelli ile sahnelendiği alemlere bir menfez bir pencere hükmündedir. İnsan bu duygu ve cihaz pencereleri ile o alemi ve o alemde tecelli eden isim ve sıfatları seyrediyor.

Mesela, insanın akıl ve düşünce meydanı öyle bir genişlikte ki, bütün kainatı hatta gaybi alemleri de içine alabilir bir kabiliyettedir. Nasıl küçük bir dil, dünya üzerinde yaratılmış bütün rızıkları tadıp tartabiliyor ise akılda bütün mahlukatı içine alabilir bir yetenektedir. İnsanın her bir duygu ve hassesi, Allah’ın isim ve sıfatlarını anlamak ve tartmakta küçük bir mizan ve küçük bir ölçücüktür.

Tabi insandaki bu genişlik ve ihata, iman ve ibadet ile merbut olup, onun terbiye ve idaresinde hareket ederse, böyle olur. Aksi halde potansiyel olarak insanda bulunan bu geniş mahiyet ve kuşatıcı fıtrat, küfür ve günah hesabına çalışırsa, o zaman da alabildiğine daralır, alabildiğine alçalır.

İman rehberliğinde kainatı eline alan akıl, küfür rehberliğinde bir iğne deliğine sıkışıp kalır. Marifet penceresi ile gaybi alemleri seyreden basiret, gaflet örtüsü yüzünden küçük bir zerrede boğulur. Maddeci akil filozofların atomda boğulup, onun arkasında işleyen isim ve sıfatları göremediklerinden inkar etmeleri, buna güzel bir misaldir. Yani kainatta olan biten harika sanatları atomdan bilmek, hakikaten bir zerrede boğulmak değil de nedir.

(1) bk. Mesnevî-i Nuriye, Hubâb

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...