Block title
Block content

İnsanın çekirdeği olan kalb, ubudiyet ve ihlâs altında İslâmiyetle iska edilmekle imanla intibaha gelirse, nurânî, misâlî âlem-i emirden gelen emirle öyle bir şecere-i nurânî olarak yeşillenir ki, onun cismânî âlemine ruh olur. Bu cümleyi açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Allah, insanın mahiyetini öyle cihazlar ve duygular ile donatmıştır ki, bütün varlık alemlerini kuşatacak keyfiyettedir.

Mesela, insan sahip olduğu akıl ve şuur ile alem-i manayı idrak eder. Dili sayesinde bütün nimetleri tadabilir. Gözü ile alemdeki bütün renk cümbüşlerini görebilir. Kalbi öyle cami ve keskin bir muhabbete sahiptir ki, vacibü'l-vücut olan Allah’ın muhabbetini kalbine misafir edebilir vs... Daha buna benzer binlerce hissiyat ve cihazat, insan fıtratında mevcuttur. Bu çapta ve mahiyette başka bir yaratılmış yoktur. Bu yüzden insan, mahlukat içinde en geniş ve insanı hayrette bırakacak garaibe ve mahiyete sahiptir.

Kainat ve varlık alemini bir ağaca benzetecek olursak, insan bu ağacın en güzel, şuurlu ve mükemmel bir meyvesidir. Nasıl ki, meyve ağacın cüzleri içinde en uzak ve erişilmez yerindedir ve ağacın bütün cüzlerini içine alan bir genişliğe ve programa sahiptir. Yani kalbi hükmünde olan çekirdeğin içinde, ağaç bütünü ile ince ve latif bir program ile dercedilmişitr. Çekirdek ağacın küçültülmüş muazzam bir modeli hükmündedir.

İşte insan da kainat ağacının küçültülmüş ve mükemmel bir modeli hükmündedir. Yani kainat küçültülse insan olur, insan büyütülse kainat olur. Bu yüzden insan, varlık ağacının en geniş ve uzak bir neticesi ve meyvesidir. İnsan kainat ağacının meyvesi hükmünde olduğu için, hadisin ifadesi ile, insan ağacının çekirdeği ve meyvesi de kalbidir. Kalp, insan mahiyetinin merkezi ve daha da küçültülmüş bir haritası gibidir.

İnsanın mahiyetinde yerleştirilmiş olan sayısız hissiyat ve cihazlar, insanın şuur ve idrakini külli ve geniş yapıyor.

Mesela, hayvanın görmesinde bütün renk tonlarını insan gibi algılayamaması, görüntü aleminden istifadesi cüzi oluyor, ama insanın gözü bütün renk tonlarını algılayabildiği için insanın görüntü aleminden istifadesi külli ve geniş oluyor. Bunu diğer hissiyat ve latifelere kıyas edebiliriz.

İşte insanın bu geniş ve külli mahiyeti Allah’ın kainatta murat ettiği maksatların hepsini idrak ve ihata edebiliyor. Bu yüzden insan mahlukat içinde Allah’ın has ve müstesna bir muhatabı oluyor.

İşte bu külliyette, bu genişlikte, bu keskinlikte olan insan ağacının yetişip büyümesi, ancak iman ve ibadet suyu ile mümkündür. İman ve ibadet insana ruh gibi hayat verirse, insanın bu geniş kalbi mahiyeti de insanın bu külli mahiyetine ve alemine bir ruh olur.

İnsan zaten başlı başına bir alem, bir kainattır. Bu alemin ve kainatın ruhu ise kalptir, kalbin ruhu da iman ve ibadettir.

İnsan kendi alemini veya dış alemi iman ve kalp ruhu ile seyrederse, bu külliyete ve genişliğe ulaşır. Aksi takdirde küfür kalbe girerse, alemini karanlıklaştırır. Kafirlerin aleminin karanlıklı ve karmaşık olmasının sırrı, kalbi dünyalarının siyahlığından dolayıdır. Kalp karanlıklı olursa, ona bağlı olarak çalışan bütün çarklar ve latifeler de karanlık üretir ve onun esiri olur.

Sorunun geçtiği yeri okumak için tıklayınız:

Mesnevi-i Nuriye, habbe.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...