Block title
Block content

İnsanın; "ism-i azamı taşıyan ayetü'l-kürsisi" ifadesini konu bağlamında açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İnsan şu kâinat ağacının en son ve en cemiyetli meyvesi,

• Ve hakikat-ı Muhammediye Aleyhissalâtü Vesselâm cihetiyle çekirdek-i aslîsi,

• Ve kâinat Kur’ân’ının âyet-i kübrası,

• Ve İsm-i Âzamı taşıyan âyetü’l-kürsîsi..."(1)

İnsan, kainat içinde Allah’ın isimlerine tecelli ve ayna olma noktasında en kapsamlı bir eser  ve en mükemmel bir sanattır. Bu noktada  insan mazhar-ı azamdır. Yani Allah’ın isim ve sıfatlarına tecelli olmak noktasından insan kainatın en büyük mazharı ve en parlak mahallidir. Bu hususta kainatı küçültsek insan olur, insanı büyültsek kainat olur. Allah’ın bütün isim ve sıfatları insanın mahiyetinde nakışlar suretinde tecelli etmiştir.

Mesela, insanın simasındaki göz, Allah’ın basar sıfatının bir tecellisidir, kulak sem sıfatının bir yansımasıdır, konuşma mahalli olan dil kelam sıfatının bir cilvesidir. Yüzdeki tasvir ve çizim Musavvir isminin, hayata lazım olan rızkın gönderilmesi ve bedenin beslenmesi Rezzak isminin nakışları ve tecellileridir. Bu isimler gibi Allah’ın  bütün isimleri insan mahiyetinde nakış suretinde tecelli edip cilvesini göstermiştir. Bu nakışların ve tecellilerin hepsi, kaynakları hükmünde olan isimlere açılan birer pencereler hükmündedir. İnsan bu pencereler vasıtası ile Allah’ın isim ve sıfatlarına intikal ederler.

İnsan hem nakışlar vasıtası ile Allah’ın isimlerini okumak ve anlamak ile mükellef, hem de bu isimlerin hüküm ve gereklerini hayatına aksettirmek yolu ile izhar ve ilan etmekle mükelleftir. Mesela, Allah kainatta Adl isminin hükmü ve gereği olan adalet ile iş görüyor ve bu hükmü kainatın her noktasında tatbik ve tecelli ettiriyor. Biz de aynı tecelli ve hükmü, yani adilane hareket etmeyi  hayatımıza ve işlerimize tatbik edip ilan etmekle sorumluyuz. İşte bu hükmü hayatıma tatbik edince, bir çeşit, Şahid-i Ezeli'nin nazar-ı şuhud ve işhadına o isim ve sıfatları sunmuş oluyorum. Diğer isimleri de buna kıyas edebiliriz.

İnsan bu isimleri hayatında ve mahiyetinde ne kadar görüp gösteriyor ise, Allah katında derece ve kıymeti ona göre oluyor.

Özet olarak, Allah’ın ahlakı ile ahlaklanıp, Allah’ın isim ve sıfatlarını hayatımıza ne kadar tatbik edebilirsek, bu bir çeşit, Allah’ın ezeli nazarına kendimizi arzı endam ve ilan etmek oluyor ve Allah katında kıymet ve değerimiz de bu nispette oluyor.

Kainat bir ağaç, insan ise bu ağacın bir meyvesi gibidir. Nasıl ki, ağacın kökten dal budağına kadar bütün azalarının program ve planı  ince ve latif bir şekilde meyvesinde ve onun kalbi hükmünde olan çekirdeğinde yazılmıştır. Aynı şekilde kainatta azametli olarak tecelli eden bütün isim ve sıfatlar, kainatın meyvesi olan insanda ve insanın merkezi olan kalbinde ince ve latif olarak tecelli ve tecemmu eder. Çekirdek nasıl gelişip büyüdüğü zaman ağaç olur, aynı şekilde insanın kalbi de iman ve ibadet saikası ile mazhar-ı İlahi ve ayine-i Samedani hükmünü alıyor.

İşte insanın bu muazzam mahiyeti ve geniş kabiliyetleri Allah’ın bütün isimlerine, özellikle de bütün isimleri içinde bulunduran İsm-i Azam’a tam bir ayna, büyük bir ayet hükmündedir.

(1) bk. Şualar, On Birinci Şua (Meyve Risalesi), Yedinci Mesele.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...