Block title
Block content

İnsanın kıymetinin, Sanat-ı Rabbaniyeye göre ve âyine-i Samedaniye itibariyle olması konularını biraz daha açabilir misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Rab; “varlıkları bir ilk noktadan itibaren kademeli olarak terbiye ederek son ve mükemmel şekline getiren” demektir.  Allah, Rabbü’l-âlemîndir.  Yumurtaları terbiye ederek uçan (veya yüzen) canlılar haline getirdiği gibi, çekirdekleri terbiye ederek ağaç mertebesine çıkarmakta, insan nutfelerini terbiye ederek, gören, işiten, anlayan, konuşan canlılar haline getirmektedir.

"Sanat-ı Rabbaniye" ifadesinde, bu İlâhî  sanatların insan sanatlarıyla bir mukayesesi nazara verilmektedir. Meselâ, Mimar Sinan taşlardan kubbeler, mihraplar, köprüler, minareler yapmakla hârika sanatlar sergilemekle birlikte,  taşları o terbiye etmiş değildir. Yer küresi önceleri güneşten kopmuş bir ateş kümesi iken, o ateş,  önce akıcı bir madde haline getirilmiş, ve o mayinin de farklı terbiyeler görmesiyle taşlar, topraklar, denizler, ormanlar yaratılmıştır.

İşte, insan bedeninin temel taşları olan elementlerin  her biri, farklı terbiyelerden geçerek mevcut hallerine kavuştukları gibi, bu elementler de yine birbirinden çok farklı terbiyelerden geçerek et, kemik, kan, beyin, ciğer, göz, kulak, saç, deri,..., haline gelmişlerdir.

“Âyine-i Samedaniye” ifadesine gelince: Bilindiği gibi Samed “her şey kendisine muhtaç bulunan, kendisi ise hiçbir şeye muhtaç olmayan” demektir.  Samed ismi her varlıkta belli bir ölçüde tecelli eder. Ancak bu tecelli en ileri derecede insanda kendini gösterir. Meselâ,  bir taş,  var olmak için Allah’a muhtaçtır, Allah ise onun varlığına muhtaç değildir. Bir ağaç ise meyve vermek için güneşe, havaya, suya,  kısacası bütün bir kâinata muhtaçtır. Allah ise o ağaca  ve meyvelerine  muhtaç değildir.

Muhtaç olma manası, en ileri derecesiyle ve en geniş ölçüde insanda sergilenir. İnsan taşa da muhtaçtır, ağaca da; denize de muhtaçtır, balıklarına da... İnsan, maddesi yönüyle, bütün canlılardan daha muhtaç olduğu gibi, aklıyla ilim ve hikmete, kalbiyle de imana muhtaçtır.

İnsanın ihtiyaçları kâinat ve içindeki eşyayı çok gerilerde bırakır. Onun en büyük ihtiyacı, kendisini ve ona hizmet eden bütün varlıkları yaratan Rabbini bilmek, tanımak, O’na îmân ve muhabbet etmek, O’na güvenmek, O’ndan yardım dilemek, O’na tevekkül edip teslim olmaktır.

İşte insan, özellikle bu yönüyle, âyine-i Samed olma noktasında bütün varlıkları çok gerilerde bırakır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Birinci Mebhas, Birinci Nokta | Yazar: Alaaddin BAŞAR (Prof. Dr.) | Okunma Sayısı: 1916 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...