İnsanın "Masnuatın en câmi ve en garibi olduğundan, şecere-i hilkate bir semere-i şuuriye" ve "Semere gibi olduğu cihetle kâinatın eczası arasında en câmi ve baîd bir cüz" olmasını izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Allah insanı öyle harika cihazlarla, eşsiz duygularla ve mükemmel latifelerle donatmıştır ki, bu cihetten insan, bütün âlemleri kuşatacak bir mahiyettedir.

Mesela, insan sahip olduğu akıl ve şuur ile âlem-i mânayı ve eşyanın hikmetlerini idrak eder. Dili sayesinde bütün nimetleri tadar. Gözü ile âlemdeki bütün renklerden zevk alır. Kalbi öyle câmi’ bir muhabbete sahiptir ki, vacibü'l-vücud olan Allah’ı sever... Daha buna benzer binlerce hissiyat ve cihazat insan fıtratında mevcuttur.

İnsan; “Kâinat ağacının en son ve en cemiyetli meyvesidir.” Meyve; ağacın en mükemmeli ve kökten en uzak cüz’üdür. Ağacın tamamının plan ve programı o meyvenin çekirdeğinde yazılı olduğu cihetle de ağacın tümünün hususiyetlerini ihtiva eder. En câmi’ olması bütün ağacın numunelerinin onda dercedilmesi, uzak olması ise en son yaratılması cihetiyledir. Ağacın kökten en uzak olan kısmı meyvesidir, önce yapraklar yeşerir, sonra çiçek açar ve en sonunda meyveler yaratılır. Meyvenin kalbi hükmünde olan çekirdeğinde ağacın bütün planı ince ve latif bir şekilde dercedilmişitr.

İşte insan da kâinat ağacının küçültülmüş mükemmel bir modeli hükmündedir; hilkat ağacının en câmi’ ve kökten en uzak bir neticesidir.

"İnsan, câmiiyetiyle kâinatın küçük bir fihristesi ve bir misal-i musağğarası hükmünde olup, umum esmânın nakışlarını gösteriyor." (Lem’alar, 30. Lem’a)

İşte insan bu geniş ve küllî mahiyeti ile Allah’ın kâinatta murad ettiği maksatları idrak edebiliyor. Bu yüzden insan, mahlûkat içinde Allah’ın has ve müstesna bir muhatabı oluyor.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...