Block title
Block content

"İnsanın nasıl ruhu bütün cesedine öyle bir münasebeti var ki, bütün âzâsını ve eczasını birbirine yardım ettirir..." Otuz Üçüncü Söz, Otuz Birinci Pencere'nin, İkinci Nokta'sını açıklayabilir misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İKİNCİ NOKTA: Mühim bir sırr-ı ehadiyete işaret eder. Şöyle ki:"

"İnsanın nasıl ruhu bütün cesedine öyle bir münasebeti var ki, bütün âzâsını ve eczasını birbirine yardım ettirir. Yani, irade-i İlâhiye cilvesi olan evâmir-i tekvîniyeye ve o emirden vücud-u hâricî giydirilmiş bir kanun-u emrî ve lâtife-i Rabbâniye olan ruh, onların idaresinde, onların mânevî seslerini hissetmesinde ve hâcatlarını görmesinde birbirine mâni olmaz, ruhu şaşırtmaz. Ruha nisbeten uzak, yakın, bir hükmünde; birbirine perde olmaz. İsterse çoğunu birinin imdadına yetiştirir. İsterse bedenin her cüz'ü ile bilebilir, hissedebilir, idare edebilir. Hattâ, çok nuraniyet kesb etmişse, herbir cüz'ü ile görebilir ve işitebilir."

"Öyle de ve lillâhi'l-meselü'l-a'lâ, Cenâb-ı Hakkın, madem Onun bir kanun-u emri olan ruh, küçük bir âlem olan insan cisminde ve âzâsında bu vaziyeti gösteriyor. Elbette, âlem-i ekber olan kâinatta, o Zât-ı Vâcibü'l-Vücudun irade-i külliyesine ve kudret-i mutlakasına, hadsiz fiiller, hadsiz sadâlar, hadsiz dualar, hadsiz işler, hiçbir cihette Ona ağır gelmez, birbirine mâni olmaz, o Hâlık-ı Zülcelâli meşgul etmez, şaşırtmaz. Bütününü birden görür, bütün sesleri birden işitir. Yakın, uzak birdir. İsterse bütününü birinin imdadına gönderir. Her şey ile herşeyi görebilir, seslerini işitebilir. Ve herşey ile herşeyi bilir, ve hâkezâ..."(1)

Ruhun, beden üzerindeki tasarruf ve tedbiri, Allah’ın kainat üzerindeki tasarrufunun ve tedbirinin anlaşılmasında önemli ve somut bir temsildir. Üstat bu temsil ile, Allah’ın tek ve yekta olmasına karşın, milyarlarca fiil ve icraatları aynı anda ve şaşırmadan nasıl yapabildiğini akla yaklaştırmak için, ruh ve beden ilişkisini bize gösteriyor.

Ruh, insan bedeni üzerinde tam bir tasarruf sahibidir. Bedenin bütün aza ve hücrelerinin tedbir ve idaresi ruhun elindedir. Ruh milyonlarca hücre ve azaları tedbir ederken, hiç şaşırmıyor ve yanılmıyor. Bir iş bir işine mani olmuyor. Bütün bedenin azalarını birbirinin yardımına ve imdadına gönderiyor. Ruh tek ve yekta olmasına rağmen, bedenin her yerinde aynı anda hazır ve nazır olabilir. Bir aza ile ilgili iken, diğerlerini de ihmal etmez. Bir aza ya da hücre, ruhu kendi ile meşgul edip diğerlerinden alıkoyamaz. Ruh için, bedenin ayak tırnaklarını tedbir etmekle, baştaki saçları idare etmek arasında fark yoktur.

İşte mahluk olan ruh, böyle harika bir şekilde beden üzerinde tedbir ve tasarruf edebiliyor ise; mahlukattan ve maddeden münezzeh olan, sıfatları ezeli ve ebedi olan Allah, neden bütün kainatı tedbir ve idare edemesin(?) deyip aklı somut örnekler ile ikna ediyor. Allah’ın basit bir mahluku böyle olursa, Allah nasıl olur, düşünmek lazımdır.

Burada temsildeki beden kainat oluyor, ruh ise Allah’ın kainat üzerindeki tedbir ve idaresi anlamında olan rububiyeti temsil ediyor.

(1) bk. Sözler, Otuz Üçüncü Söz, Otuz Birinci Pencere.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
Yükleniyor...