Block title
Block content

İnsanın nefis olmadığını biliyoruz. O zaman insan ruh mudur? Eğer biz ruh isek ''ruhum'' ifadesi doğru olmamalı. Yoksa, ruha da sahiplik eden başka bir varlık mı var? Bu konu Risalelerde geçiyor mu?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İnsan mahiyetinin aslı ve esası ruhtur. Ruh, bütün hasse ve duyguların efendisi ve yaşam kaynağıdır. Ruh basittir, bölünmez, parçalanmaz, eskimez, pörsümez, ölmez, dağılmaz, yaşlanmaz. Hayat ve şuur (akıl) ruhun bir hassesi ve vasfıdır. Ceset olmasa da ruhun hayat ve şuuru devam eder. Yani insan ruhu hem görür, hem işitir, hem konuşur, hem düşünür, hem hisseder hem hatırlar, hem lezzet ve elemi hisseder. Hatta insan bedeni öldükten sonra ruha münasip, ruh ayarında, bir latif kılıf giydirilir, ruh bütünü ile çıplak kalmaz.

Yukardaki tanıma rağmen insan ruhtan ibaret değildir. İnsan nefis, ceset, ene, ruh, akıl, vicdan, kalp  ve benzeri şeylerden mürekkep cami ve vasi bir varlıktır. İnsanı bunlardan sadece birisi ve birkaçı ile özdeşleştirmek yanlış olur. Ama yukarda da ifade edildiği gibi, insanın en temel ve esaslı cevheri ruhtur. Diğer bütün aza ve cihazlar tamamen ruh temeli üstündedir.

Ruhun temel ve esas olması diğer aza ve cihazların varlık ve kimliklerini yok etmez, silikleştirmez. Öyle ise insan sadece şundan ibarettir, demek yanlış ve hatalı olur. İnsan bütün bunların toplamından hasıl olan ulvi ve geniş bir mahiyetten ibarettir.

Nasıl Türkiye başkent Ankara'dan tedbir ve idare ediliyor, ama sadece ondan ibaret değilse, aynı şekilde insan mahiyetinin ruh tarafından tedbir ve idare edilmesi, insanı sadece ruhtan ibaret bir şey yapmaz. İnsan ruh esaslı, ama sair şeyleri de içinde barındıran geniş bir mahiyetten ibarettir.

Benim ruhum, benim kalbim, benim vicdanım, benim gözüm tabirlerindeki iyelik ekleri ve sahiplenme vasfı, enenin bir vazifesidir. Yani izafi ve itibari bir kıyas mizanıdır. İnsana bu sahiplik duygusu Allah tarafından vahid-i kıyas yapmak için, yani Allah’ın külli ve sonsuz sıfatlarını kendi cüzi ve itibari sıfatları ile mukayese yapması ve idrak etmesi için verilmiştir.

Üstad Hazretleri bu manayı şu şekilde ifade etmektedir:

"Dördüncü kelâm: اَنَا ile tâbir edilen benlik, yani kendisine bir vücut, bir kıymet vermektir ki, bu ene, Cenab-ı Hakkın sıfâtını, şuûnatını bilmek için bir santral ve bir vahid-i kıyasîdir."(1)

(1) bk. Mesnevî-i Nuriye, Katre

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

nevcivan
"Dördüncü kelâm: اَنَا ile tâbir edilen benlik, yani kendisine bir vücut, bir kıymet vermektir ki, bu ene, Cenab-ı Hakkın sıfâtını, şuûnatını bilmek için bir santral ve bir vahid-i kıyasîdir."(1) ifadesi ile '' Kendini bilen rabbini bilir'' ifadeleri örtüşüyor galiba. Eğer yanlış anmadıysam her iki ifade ile anlatılan manalardan biri de şudur: İnsanın kendi aciz ve zayıflığına bakarak Rabbinin sonsuz güç ve kudret ve Samediyedini görür, görmesi için ise bir benliğe ihtiyacı vardır.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Vbdestabe
Soruyu soranıda cevap verenide tebrik ediyorum
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...