İNSANİYET-İ KÜBRA - İNSANİYET-İ SUĞRA

İNSANİYET-İ KÜBRA

Risale-i Nurda bu ifade İslâmiyet için kullanır. Yani, İslâmiyet gerçek insanlığı, kâmil insan modelini çizmektedir. İnsanlık bu ölçüye uymakla yükselecek, kemâle erecektir.

Hz. Peygamberin (asm) ahlakı Hz. Aişe’in ifadesiyle “Kur’an ahlakı” idi. Kur’an’da model olarak gösterilen ve kamil insanda bulunması gereken bütün vasıflar gerçek insan-ı kâmil olan Hz. Peygamberde mevcuttu. Meselâ, Kur’an’da istikamet emredilmiş, en müstakim insan O olmuştur. Kur’an’da cömertlik medhedilmiş, en cömert kişi O olmuştur. Kur’an’da cihad emredilmiş, en mücahid insan O olmuştur. Örnekler çoğaltılabilir.

İNSANİYET-İ SUĞRA

Bediüzzaman, medeniyetin güzel yönlerini insaniyet-i suğra olarak niteler. Yani, insanlığın gerçek kemâli İslâmiyet vasıtasıyla olmakla beraber, medeniyetin güzellikleri de insanın kemalini gösterir. İnsanın yerden uzay araçlarını yönlendirmesi, iletişim araçlarıyla dünyayı bir köy hükmüne getirmesi, insanlık adına iftihar edilecek bir görünümdür. İnsanın meleklere üstünlüğünü bildiren talim-i esma olayı, insanın bu yönüne de işaret etmektedir.

Fakat şu nokta unutulmamalıdır ki, insaniyet-i suğra olan medeniyetin keşifleri, buluşları, İslamiyetin getirdiği esaslar çerçevesinde kullanılmazsa, beşere birer nimet iken, birer bela olurlar. Mesela, uçaklar bazen masumları bombalar, televizyonlar ahlaksızlığı neşrederler.

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...