اِنَّهُ كَانَ ظَلُومًا جَهُولاً "Gerçekten insan çok zalim, çok cahildir." meâlindeki ayetini Risale-i Nur penceresiyle açar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bu ayetin mâna ve muhtevası en geniş olarak Ene Risalesi olan Otuzuncu Söz'de harika bir şekilde izah edilmektedir. Burada da hülasa olarak işaret edilmiştir.

"Cenâb-ı Hak, kemâl-i kudretiyle, nasıl bir tek şeyden çok şeyleri yapıyor, çok vazifeleri gördürüyor, bir sayfada bin kitabı yazıyor. Öyle de insanı, pek çok envâ yerinde bir nev-i câmi halk etmiş. Yani, bütün envâ-ı hayvânâtın muhtelif derecâtı kadar, bir tek nevi olan insan ile o vezâifi gördürmek irade etmiş ki, insanların kuvâlarına ve hissiyatlarına fıtraten bir had bırakmamış, fıtrî bir kayıt koymamış, serbest bırakmış. Sair hayvânâtın kuvâları ve hissiyatları mahduttur, fıtrî bir kayıt altındadır. Halbuki insanın her kuvâsı, hadsiz bir mesafede cevelân eder gibi, gayr-ı mütenâhi cânibine gider. Çünkü insan, Hâlık-ı Kâinatın esmâsının nihayetsiz tecellîlerine bir ayna olduğu için, kuvâlarına nihayetsiz bir istidat verilmiş."

"Meselâ, insan, hırs ile bütün dünya ona verilse, هَلْ مِنْ مَزِيدٍ diyecek. Hem, hodgâmlığıyla, kendi menfaatine binler adamın zararını kabul eder. Ve hâkezâ, ahlâk-ı seyyiede hadsiz derecede inkişafları olduğu ve Nemrudlar ve Firavunlar derecesine kadar gittikleri ve sıyga-i mübalâğa ile 'zalûm' olduğu gibi, ahlâk-ı hasenede dahi hadsiz bir terakkiyâta mazhar olur, enbiya ve sıddıkîn derecesine terakki eder."

"Hem insan, hayvanların aksine olarak, hayata lâzım her şeye karşı cahildir, her şeyi öğrenmeye mecburdur. Hadsiz eşyaya muhtaç olduğu için, sıyga-i mübalâğa ile, 'cehûl'dür. Hayvan ise, dünyaya geldiği vakit hem az şeylere muhtaç, hem muhtaç olduğu şeyleri bir iki ayda, belki bir iki günde, bazen bir iki saatte bütün şerâit-i hayatını öğrenir. Güya bir başka âlemde tekemmül etmiş, öyle gelmiş. İnsan ise, bir iki senede ancak ayağa kalkar, on beş senede ancak menfaat ve zararı fark eder. İşte, cehûl mübalâğası buna da işaret eder."(1)

Kâinatı ihata edecek kadar büyük bir kabiliyete, fıtratça çok geniş ve ulvi bir mahiyete sahip olan insan; eşsiz duygularını ve mükemmel latifelerini, harika cihazlarını futbol, eğlence, oyun gibi lüzumsuz ve malayani işlerde kullanması cehalettir.

İnsanın ehemmiyetsiz ve basit işlerle meşgul olup; iman, ibadet ve tefekkür gibi ulvi şeyleri terk etmesi, Allah’ı unutması ve O’ndan gafil olması onun cahil olduğunu gösterir.

Kur'an'da insana hem ahsen-i takvim hem de zalim ve cahil denilmesi, bu noktadan dolayıdır. Bazı insanlar kâinatı kucaklayacak kadar inbisat ederken, bazı insanlar da kâinatın ehemmiyetsiz bir noktasında boğulur çıkamaz, o ehemmiyetsiz ve kıymetsiz mesele içinde debelenip durur.

Üç çeşit cahil vardır.

1- Bilmez, bilmediğini bilir.

2- Bilmez, bilmediğini de bilmez.

3- Bilmez, bildiğini zanneder.

Cehaletin en kötüsü ve en tehlikelisi insanın kulluğunu unutmasıdır.

Cahil kişi kendi hevasına uyar, nefsinin kölesi ve oyuncağı olur.

Şunu da ifade edelim ki kişinin her şeyi bilmesi mümkün değildir. Herkes kendi mesleğinde ve dalında bir nebze bilgi sahibi olur. Altı yıl tıp eğitimi alan bir hekim, hangi dalda ihtisas yapıyorsa o dalda mütehassıs olur.

İlmin sonu yoktur. Kişi bildiğinin âlimi, bilmediğinin cahilidir. İlim, Allah'ın sıfatı, enbiya ve âlimlerin mirasıdır. Bunun da sonu yoktur. Bildiklerimiz deryadan bir damla bile değildir.

(1) bk. Mektubat, Yirmi Altıncı Mektup, Dördüncü Mebhas, Üçüncü Mesele.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Muhabbet
Allah ebeden razı olsun. Zerre miktar ilmimle kelime manalarıyla anlamını düşündüğümde işin içinden çıkamamıştım. Allah sizlerden ve üstad hazretlerinden ebeden razı olsun. Hizmetlenizde her daim muvaffak etsin. Selam ve dua ile...
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...