"İrade edilen 'enbiya, şüheda, suleha, ulema' rahmettirler." cümlesinin geçtiği yerde; Üstad sıddık yerine ulema koymuş gibi, konu hakkında bilgi verir misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Çünkü, terbiyenin kemâli, nimetlerin tevâli ve teâkubu ile olur. اَلرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ ile alâkadardır; çünkü اَلَّذِينَ ’den irade edilen 'enbiya, şüheda, suleha, ulema' rahmettirler. مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ ile alâkası vardır; çünkü, nimet-i kâmile, ancak dindir. نَعْبُدُ ile alâkası var; çünkü ibadette imamlar bunlardır. نَسْتَعِينُ ile var; çünkü, tevfike ve ianeye mazhar bunlardır. اِهْدِنَا ile var; çünkü hidayette muktedâbih onlardır."(1)

"İhtar: Başka bir surede zikredilen فَاُولٰۤئِكَ مَعَ الَّذِينَ اَنْعَمَ اللهُ عَلَيْهِمْ مِنَ النَّبِيِّينَ وَالصِّدِّيقِينَ وَالشُّهَدَاۤءِ [“İşte onlar, Allah’ın kendilerine pek büyük nimetler bağışladığı peygamberler, sıddıklar, şehidler ve salih kimselerle beraberdirler.” (Nisâ Sûresi, 4:69)] وَالصَّالِحِينَ olan âyet-i kerime, buradaki اَلَّذِينَ اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ âyet-i celilesini beyan eder. Zaten Kur’ân’ın bir kısmı, bir kısmını tefsir eder."(2)

Yukarıda vermiş olduğumuz iki kaynağın ilkinde “enbiya, şüheda, suleha, ulema” denilerek, ulema sıddık yerine değil, sıddık ifade edilmemiş görülüyor. Sıddık ifadesinin burada zikredilmemesi belki de; ayette ifade edilmesinin kafi görülmesinden olabilir. Açıkçası Üstad Hazretlerinin bu ifadelerinde "sıddık" ifadesini zikretmemesinin başka bir izah ve hikmetini bilmek müşkül görülüyor.

İkincisinde ise, “peygamberler, sıddıklar, şehidler ve salih kimseler” ifadesi zaten ayetin zahiri ifadesinin aynı ile aktarılması şeklinde oluyor.

Dipnotlar:

(1) bk. İşaratü'l-İ'caz, Fatiha Suresi Tefsiri.

(2) bk. age.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...