İşaratü'l-İ'caz'da Üstad iffet, hikmet ve şecaatten adalet doğduğunu söylüyor. Aynısını Eflatun da söylüyor. Bu bir tevafuk mu?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Ey arkadaş! Şimdi hayali baştan çıkar, aklı kafaya geçir. Evvelki iki yolun mağdub ve dâllîn yolu; hatarları pek çoktur, kıştır daim güz, yazı."

"Yüzde biri kurtulur: Eflâtun, Sokrat gibi. Üçüncü yol sehildir, hem karîb-i müstakimdir. Zayıf-kavî müsâvi; herkes o yoldan gider. En rahatı budur ki, şehid olmak ya gazi."(1)

Üstad Hazretleri yukarıda açık bir ifade ile Eflatun ve Sokrat’ın ehli necat olduklarını beyan ediyor. Felsefe yolunda gidip de nadiren kurtulan iki filozoftur, Eflatun ve Sokrat.

Sokrat ve Eflatun, eski Yunan pagan (tabiat ve putlara inanma) inancında ilk olarak tevhidi ve Allah’ın bir olduğunu ifade eden filozoflardır. Zaten Sokrat’ın idam gerekçelerinden birisi de yerleşik şirk sistemine muhalefet etmesidir. Bu noktadan bakıldığında, içinde bulunduklara şartlar değerlendirildiğinde, bu iki filozofa ehli iman demekte bir sakınca yoktur.

Hatta İbn-i Sina ve Farabi gibi İslam filozofları Eflatun ve Sokratın nebi olabileceklerini iddia ediyorlar. Malum, hadiste yüz yirmi dört bin nebinin geldiği bildirilmiştir. Bunlardan sadece yirmi sekiz tanesi Kur’an’da hikaye edilmiş.

Diğer bir husus, filozoflar hiçbir hakikati bilememiş, bulamamış demek yanlış olur. Elbette onların da bildikleri ve buldukları hakikatler vardır ve eserlerinde bunları ifade etmişlerdir. Özellikle Sokrat ve Eflatun, filozoflar içinde ayrı bir değer ve imtiyaz sahibidirler.

Bir İslam alimi ile bir filozofun bir hakikatte ittifak edip tevafuk etmeleri şaşılacak bir husus değildir. Sonuçta her ikisinin de tahlil ettiği şey insan fıtratıdır.

Evet, hakikata yol açmaya çalışanların meslekleri farklı olabilir. Bazı yollar daha umumi, kısa ve daha selametlidir. Bazıları da o kadar tehlikelidir ki binde bir kurtulur (Eflatun, Sokrat gibi). Mesela, "Ene" bahsinin sonundaki taksimattaki üç yoldan birisi tabiata saplananların; ikincisi esbabperestlerin, üçüncü yol ise ehl-i Kur’an’nın yoludur. İlk ikisinin hatarları ve tehlikeleri azim ve kurtulanlar nadirdir. Kur’an yolu ise en rahat, selametli, herkese açık bir yoldur.

Kur’an mesleğinde gidenlerin yolları da selamet, umumiyet ve uzunluk açısından yine farklı olabilir. Mesnevi-i Nuriye'deki taksimata baktığımızda marifet arşı için dört yol sayılır. Bunlar, Tasfiye ve işrak, imkan-hudus, hükema mesleği ve mi’rac-ı Kur’an’dır.

İşte hakikata ulaşmak için yol açıp muvaffak olanlar aynı neticeye varırlar. Risale-i Nur Kur’an’ı Azimü’ş-şana tam ayine olduğundan, hakikatları en kısa ve selametli bir şekilde olduğu gibi almış, diğer yolların ittifak ettikleri doğru hakikatları tasdik, ihtilaf noktalarını tashih etmiştir.

(1) bk. Sözler, Lemeât.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...