"İşbu cihetten dahi deva bulamadım. Sonra başımı kaldırıp, şecere-i ömrümün başına baktım... İman, o ağacın meyvesini cenaze değil, belki ebedî hayata mazhar ve ebedî saadete namzed olan ruhumun eskimiş yuvasından yıldızlarda gezmek için..." İzah?

Soru Detayı

"Ebede namzet, hilafete namzet" anlamında ifadelere göre; insan cennet veya cehenemde ebediyen kalacak olduğundan, ebede namzet değil, mazhar olacak. Kur'an´da insanın halife olarak gönderildiği belirtiliyor. Üstad neden "namzed" diyor?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Nur Külliyatı'nın birçok yerinde, insanın şu kâinat ağacının en mükemmel meyvesi olduğu nazara verilir. Kâinat ağacı insan için, ömür ağacı da cenaze için olursa o zaman bu âlemdeki sonsuz faaliyetlerin, hikmet ve rahmet tecellilerinin sadece bir cenazeyi netice verdiğini kabul etmek gerekir. Bunun akıl ve hikmetten uzak olduğu gayet açıktır. Hakikat şudur ki, insan bir ömür boyu âhiret namına güzel ameller işleyerek “cennete layık bir kıymet almak” için bu dünyaya gönderilmiştir. İnsan ruhu, bu vazifesini yerine getirdikten sonra, eskimiş yuva hükmünde olan yaşlanmış bedeninden çıkacak ve cennete gidinceye kadar da ulvî âlemlerde dolaşacaktır.

Namzet ifadesi burada, insan fıtratının beka âlemine olan işaretine bir karine oluyor. Yani insanın fıtratını inceleyen birisi, insanın bekaya kat’î bir namzet olduğunu anlar, denilmek isteniyor. İnsanın beka için yaratıldığı kesin olmakla birlikte, bekaya kavuşmadığı müddetçe namzet olarak addedilir.

Hilafet meselesinde ise, bilkuvve ve bilfiil farkına işaret ediliyor. Yani her insan sahip olduğu kabiliyet ve istidat sayesinde bilkuvve, yani potansiyel olarak hilafete namzettir. Lakin herkes bu kuvveyi fiile dönüştüremiyor. Her insan kâinatın halifeliğine adaydır, ama herkes hilafet makamının gereğini yapamıyor, imtihanda muvaffak olamıyor.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...