Block title
Block content

"İsevîlik dini ve o dinden gelen âdât-ı müstemirresini muhafaza hesabına çalışan bir hükûmetle..." Buradaki “dinden gelen adat-ı müstemirre” nedir; bozulmuş bir dini yaşayan devlet nasıl Hz. İsa'yı temsil edebilir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Burada asıl işaret edilen husus, dehşetli dinsizlik hareketine karşı İslam’ın ve İseviliğin omuz omuza verip, ortak düşman ortadan kalkıncaya kadar beraber mücadele etmesidir. Zira dinsizlik hareketi sadece İslam’ın bir düşmanı değil, diğer semavi dinlerin de düşmanıdır. Ve komünist akımın çökertilmesinde Hristiyanların da mücadele ve gayreti inkar edilemez.

İslam ile İsevilik arasında ciddi ihtilaflar olduğu gibi, ciddi ortak paydalar da vardır. Ortak düşmanın tasallutu zamanında ihtilaflar değil ittifaklar öne çıkarılır. Buna benzer uygulamalar Hazreti Peygamber (asm)'in hayatında da vardır. Bu ittifak ile tahrif olmuş Hristiyanlık ihya olmuyor, bilakis kabuk değiştirerek tevhide yani İslam’a  adım adım yaklaşıyor.

Üstad Hazretleri bu manaya şu ibareler ile işaret ediyor:

"Nasraniyet ya intıfâ veya ıstıfâ edip İslâmiyete karşı terk-i silâh edecektir. Nasraniyet birkaç defa yırtıldı, Protestanlığa geldi. Protestanlık da yırtıldı, tevhide yaklaştı. Tekrar yırtılmaya hazırlanıyor."

"Ya intıfâ bulup sönecek veya hakikî Nasraniyetin esasını câmi olan hakaik-i İslâmiyeyi karşısında görecek, teslim olacaktır. İşte bu sırr-ı azîme Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm işaret etmiştir ki, 'Hazret-i İsâ nâzil olup gelecek, ümmetimden olacak, şeriatımla amel edecektir.' "(1)

Allah Kur’an'da İslam’a yakın ve girmeye müsait en büyük kitle olarak Hristiyanları gösteriyor. Elbette Allah bu kitleyi bazı olay ve hareketlerle ıstıfa ederek, yani teslis gibi hurafelerden arındırarak İslam’a sevk edecektir. Burada Allah Hristiyanlığı yeniden tamir ve tecdit edecek manasını değil, tevhide ve İslam’a dönüştüreceğini anlamak daha isabetli olur.

İslamiyet her zamanda ve zeminde galiptir, hak ve doğrulukta tek rehber tek dindir; bu hususta hiçbir dinin yardımına ve katkısına muhtaç değildir. Bize düşen İslam’ın hakkaniyetini ve doğruluğunu tavır ve amelimizle İslam’a girmeye müsait Hristiyanlara karşı göstermemizdir.

Akıl ve fen bu asra hükmettiği için, hak ve hakikat elbette bir gün insanların zihnine ve kalbine güneş gibi doğacaktır; bundan karlı çıkacak olan yegane din de İslam olacaktır. "Paslanmış bîhemtâ bir elmas, daima mücellâ cama müreccahtır." sözünde olduğu gibi, İslam dini bu asırda biraz tozlanmış olsa bile aslı elmastır, bir saykal ile eski haline yeniden dönecektir.

İsevîlik şahs-ı manevîsi dindar ve demokrat Hristiyanlardır. Dinsizlik hareketine karşı, yani komünizme karşı İslam ile Hristiyanlık alemi ittifak sağlamışlardır. Dünyanın iki blok olduğu dönemde bir tarafta dinsizliğin başını Rusya çekiyordu, diğer tarafta dinsiz olan komünizme karşı Amerika başı çekiyordu. Amerika o dönemlerde Rus ve komünizm tehlikesine karşı İslam ülkelerine de çok yardımlarda bulunmuştur. Hatta bu tehlikeye karşı NATO paktını kurmuşlardır. Bütün bunlar İslam alemi ile Hristiyan aleminin ittifak içinde dinsizliğe karşı mücadele ettiğinin vesikası hükmündedir.

(1) bk. Mektubat, Hakikat Çekirdekleri-21.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: 50 | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 1752 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

Ziyaretçi (doğrulanmadı)
*"İslam’ın ve İseviliğin omuz omuza verip,": İslam ve hristiyanlık nasıl omuz omuza veriyor alimler hiçbir ortak noktamızın olmadığını beyan ediyor *"diğer semavi dinlerin de düşmanıdır": "Allah katında din İslâmdır"(Âl-i İmrân/19.) âyeti varken, Tüm Peygamberler Müslümanken onların dini de İslamken buradaki semavi dinlerden kasıt nedir? hakkınızı helal edin
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)

Ehl-i Kitap ile İslam arasında ihtilaflı noktalar olduğu gibi ittifak edilmiş noktalar da vardır. Hatta ittifak noktalar ihtilaf noktalardan daha fazladır. Mesela imanın altı şartı ve ibadet manasında ehl-i kitap ile İslam müttefiktir. Fark sadece Ehl-i Kitaba bir kısım sonradan ilave edilmiş batıl ve küfrü iktiza eden hususlardır ki Kur’an onları tashih ve tadil ediyor. Bir Hıristiyan İslam’a girdiği zaman yine imanın altı şartını ve ibadet manasını bulacak terk edeceği sadece Allah’ın sıfatlarına yakışmayan teslis inancı ve buna benzer sonradan uydurulmuş hurafelerdir. Hıristiyan birisinin alışık olduğu dini düzenin büyük bir kısmı zaten kamil ve ala bir şekilde İslam da var öyle ise İslam olmasında kaybedecek bir şeyi yok aksine kazanacak çok şeyi var diyerek ikna yolu ile ehl-i kitabı İslam’a davet ediyor. Yoksa Hıristiyan birisine sen o eski batıl inançlarında kal ama gel Müslüman da ol denilmiyor.

İslam bir Hıristiyan’ı baştan sona yenilemiyor sadece yanlış ve batıl cihetlerini temizleyip eski dininin esasına ve aslına yani Hazreti İsa (as)’in hakiki İseviliğine rücu ettiriyor. Hakiki İsevilik ile İslam zaten aynı kaynaktan beslenen iki pınar gibidir. Fark sadece detaydaki bazı hüküm ve kanunlardadır zamanların değişmesi ile hükümlerde değişir ki İsevilikte ki kanunlar değişip yerini İslam kanunları almıştır. Bu sebeple bir Hıristiyan İslam olmakla çok şey kaybetmeyecek aksine hakiki İseviliğe dönmüş olacak deniliyor. Bu manaları anlamadan Üstad Hazretleri Hıristiyan birisi batıl inançları ile beraber İslam olabiliyor diye anlamak gerçekten çok komik olur.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...