Block title
Block content

İslam'ın bu kadar delilleri var ve kati iken, neden insanlar göremiyor ve anlayamıyor? Bu doğrular yüzde yüz değil midir? Bediüzzaman'ın görüşü nedir bu konuda?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bu hususa birkaç madde şeklinde işaret edelim.

Birincisi, Allah, insan fıtratını hakkı ve doğruyu aramak için elverişli yaratıp, ona göre cihazlar ile donatmıştır. İnsan fıtratının mükerrem olması da bu manaya bakıyor. İnsan, fıtratının gereği olarak bütün dikkat ve gücüyle hakkı ve doğruyu ararken, bazen batıl önüne çıkar.

Zira bu alemde hayır ile şer, hak ile batıl, doğru ile yanlış, güzel ile çirkin beraber bulunuyor. Hatta bazen yan yana iç içe bulunabiliyor. İnsan da dikkatini hakka odakladığı için, batıl dikkatten kaçıp insanın fikir ve gönül alemine sızabiliyor. Artık fikir ve gönül alemine girdiği için onu hak zannedip sıkı sıkıya sarılıyor. Şayet fikir ve gönül aleminden çıkarıp tarafsız ve objektif baksa onun hak değil, batıl olduğunu görecek.

Ramazan hilaline dikkat kesilmiş ihtiyar bir zat, saçından eğilmiş hilale benzeyen kılı hilal zannedip "hilali gördüm" diye yemin etmiş. Halbuki gördüğü, saçından eğilmiş ve hilali andıran bir kıl. Demek insan bazen tebei bir bakışla koca ayı saç teli ile karıştırabiliyor. İnsan da hakka odaklanmışken bazen batıl dikkatten kaçıp hak suretinde gönül dünyasına sızabiliyor.

Üstad Hazretleri bu hususa şu ibareler ile işaret ediyor:

"Mubtıl, Bâtılı Hak Nazarıyla Alır"

"İnsandaki fıtrat mükerrem olduğundan, kasten hakkı arıyor.

 Bazan gelir eline, bâtılı hak zanneder; koynunda saklıyor.

Hakikati kazarken, ihtiyarı olmadan dalâl düşer başına; hakikattir zanneder, kafasına geçirir."(1) 

İkinci olarak, kafirlerin inkar sebepleri muhteliftir. Kimi inadından inkar eder, kimi hasetliğinden inkar eder, kimi ibadet yükünden kaçmak için inkar eder, kimi ahmaklığından Allah’ın varlığına ve birliğine olan işaretleri okuyamadığı için inkar eder, kimi de örf ve adetlerine körü körüne bağlı olduğu için inkar eder vs... Bunları çoğaltmak mümkün. Lakin bunların hiç birisi bir noktaya bakıp, bir hakikati gördükleri için inkar ediyor değildirler. Tam aksine, farklı sebeplerden dolayı inkar ediyorlar.

Ama iman ehli ise, bir noktaya, bir hakikate bakıp, orada gördüğü şeye iman ediyor. Yani kafirler gibi demiyor, benim nazarımda bu haktır, bu doğrudur. Hak ve doğru onu hakka sürüklüyor. Yani iman edenlerin iman gerekçeleri ve sebepleri aynıdır. Kafirlerin küfür sebep ve gerekçeleri ise bir birinden farklıdır. Bu da onların inkar sebeplerinin muhtelif olduğuna işaret ediyor.

Üçüncü olarak, sorun hakkın katiliğinde değil, onu anlamak ve algılamakta zorluk çeken kafirlerin bakış açısındadır. Bu sebeple bir hakikat yüzde yüz değil, yüzde bir milyon kati ve kesin de olsa, kafirin karanlıklı ve arızalı bakış açısında görünmez.

Bir anahtar sağlam iken, kilidin yuvası bozuk olsa, kapı açılmaz. Sorun anahtarda değil, girdiği yuvadadır. Aynı şekilde, hakikatler birer anahtardır, kafirlerin kalpleri ise anahtarın girdiği kilidin yuvaları gibidir. Yuvalar arızalı olduğu için, anahtar işlevsiz kalıyor. Anahtarın işlevsizliği, kendinden değil, mukabili olan yuvadan kaynaklanıyor. İslam hakikatleri yüzde yüz sorunsuz anahtarlardır. 

(1) bk. Sözler, Lemeat.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...