Block title
Block content

İsmi Kayyum'da, insanın üç mühim vazifesinden birincisini ve üçüncü vazifesinin Üçüncü Vecih'teki birincisini izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İnsan, mahlukat içinde Allah’ın bütün isim ve sıfatlarını tartıp ölçecek geniş mahiyete sahip tek mahluktur. İnsan sahip olmuş olduğu his ve cihazlar sayesinde, Allah’ın bütün isimlerini tartıp ölçebilir. Mesela, midenin açlık hissi ile Rezzak ismini, tat alma duyusu ile Allah’ın Kerem ve Muhsin ismini, cüzi iradesi ile Allah’ın külli irade sıfatını, cüzi ilmi ile Allah’ın sonsuz ilim sıfatını bilebilir. Demek insanın mahiyetindeki her bir cihaz ve duygu, aynı zamanda Allah’ın isimlerine açılan birer kapı, birer pencere hükmündedir.

Ayrıca Allah’ın bütün isim ve sıfatları, insanın mahiyetinde nakışlar suretinde tecelli etmiştir. Allah’ın isimlerinin hayatın üstünde nakış suretinde tecellisi kıyasi ve farazi değil, hakiki ve kaynamak suretindedir. Yani tabiri yerinde ise; maddi ve işlemek noktasında bir tecellidir. Diğer iki tecelli tarzı daha çok kıyas ve farazi bir şekildedir. Malum, kıyas ve farazilik mevhum bir şeydir. Nakış ise hakiki bir işlemek ve tecelli etmektir.

Mesela; insanın simasındaki göz; Allah’ın Basar sıfatının bir tecellisidir; kulak, Sem sıfatının bir yansımasıdır; konuşma mahalli olan dil, Kelam sıfatının bir cilvesidir; yüzdeki tasvir ve çizim, Musavvir isminin bir tecellisidir; hayata lazım olan rızkın gönderilmesi ve bedenin ve bedende çalışan hücrelerin beslenmesi, Rezzak isminin nakışları ve tecellileridir.

Bu isimler gibi, Allah’ın bütün isimleri insan mahiyetinde nakış suretinde, yani maddi ve hakiki bir tecelli ile cilvelerini göstermiştir. Bu nakışların ve tecellilerin hepsi, kaynakları hükmünde olan isimlere açılan birer pencere hükmündedir. İnsan bu pencereler vasıtası ile Allah’ın isim ve sıfatlarına intikal ederler ve idrakine ererler.

"Hem deme ki, 'Ben mazharım. Güzele mazhar ise güzelleşir.' Zira, temessül etmediğinden, mazhar değil, memer olursun."(1) 

Allah’ın isimlerine mazhar olmak, o isimlerin manasını üzerinde göstermek demektir. Memer ise, gelip geçilen yer demektir.

Su kanaldan geçer gider, ama kanal sudan bir özellik kazanamaz ya da suyun bir vasfını üzerinde gösteremez. İnsanlar her gün cadde ve kaldırımlardan  gelip geçerler, ama cadde ve kaldırımlar asla insanlardan  bir vasıf ya da hasiyet alamazlar. Mesela, yollar insandan şuur ve hayat alamazlar.

Aynı şekilde kafirlerin mahiyeti de cadde ve kaldırımlar gibi Allah’ın isim ve sıfatlarının uğrayıp üzerinden geçtiği bir memer bir yoldur. Ama kafirler asla bu isim ve sıfatlara mazhar ve makes olmuyorlar. Sadece üzerinden gelip geçiliyorlar. Gelip geçme noktasından her isim kafirin mahiyet aynasından veya yolundan  gelip geçebilir, ama asla kafirler o isimlere  tecelli ve mazhar olamazlar.

Bunun gibi biz de, irademiz olsun ya da olmasın, Allah’ın isimlerine memer, yani mahal ve yol olabiliriz. Lakin mümin bu memer olma şeklini mazhariyete iman ve ibadeti ile çevirebilir. İbadetler mazhar ile memer arasında bir köprü gibidir. Kim ibadeti terk ederse Allah’ın isimlerine  mazhar değil memer olur. İbadetler ve farzlar da insanın iradesine bakıyor. 

(1) bk. Sözler, On Sekizinci Söz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...