Block title
Block content

"İsrailiyatı usûlüne ve hikâyatı akaidine ve mecazatı hakaikine karıştırarak kıymetini takdir edemedik." İsrailiyatı usûle, hikayâtı akaide, mecazı hakaike karıştırmak ne demek, izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İsrailiyyatı Usulüne Karıştırmak:

Usul, metot ve yöntem anlamına geliyor. Tefsirin usulü ise; ayeti ayetle, ayeti hadisle, ayeti aklıselim (içtihat, rey, icma) ile anlamak ve izah etmek anlamına geliyor. Görüldüğü gibi ayet ya da hadisi tahrif olmuş İncil ve Tevrat ile izah etmek, tefsir usulünde yoktur ya da olmaması gerekir.

Tefsirde İsrailiyyat ,Tevrat ve İncil kaynaklarında rivayet edilen kıssa veya hâdiseleri, Kur’an’ın kapalı ve özet bırakılan ayetlerin izahında ve açılımında kullanılmasıdır.

Tevrat ve İncil’in kıssaları Peygamber Efendimiz (asm)'in onayından ve süzgecinden geçmiş ise makbul, geçmemiş ise makbul değildir. Peygamber Efendimiz (asm)'in onayından geçen bir şey zaten otomatikman hadis oluyor. Dolayısı ile bunu tefsirde kullanmakta bir beis olmaz.

Maalesef İslam’a giren hurafelerin büyük bir kısmı İsrailiyyat dediğimiz, Tevrat ve İncil kaynaklarında rivayet edilen kıssa veya hâdiselerden gelmiştir. Üstadımız bu cümle ile bu duruma işaret ediyor.

Hikâyatı Akaidine Karıştırmak:

Aslı astarı olmayan hikaye ve hurafeleri, İslam inancına uygulamakta ayrı bir tarihsel hastalıktır. Özellikle tasavvuf menşeli kaynaklarda bu tarz uygulamalar çok fazladır. Kara Davut, Envaru'l-Aşıkin bunlara iki örnektir.

Bu eserlerin kaynakları arasında İncil ve Tevrat’ın bulunması, faydalanılan tefsirlerdeki bazı bilgilerin kontrolsüz olarak kullanılması, yine nakil yaparken zayıf rivayetleriyle tanınan Ka’b el-Ahbar, Vehb b. Münebbih gibi ravilerden aktarmalarda bulunması, kitapların güvenilirliğini tartışmalı bir duruma sokmaktadır.

Mecazatı Hakaikine Karıştırmak:

Kur’an ve sünnette çoklukla kullanılan mecazi ifadeleri hakikate tatbik etmek de ayrı bir hastalıktır. Mecazın misyonu, derin ve soyut anlamları akla yaklaştırmak için bir araç olarak kullanmaktır. Yoksa mecazı, ilk akla gelen anlamı ile anlamak hakikate bir saygısızlıktır. Mecazda ilk anlam değil, asıl işaret edilmek istenen ikinci anlam önemlidir. Ama cahiller mecazı aynı hakikat zannettiler.

Buradaki kısa cümlede mecaz, alimlerin elinden cahillerin eline geçmesi durumunda, nasıl mecaz iken hakikate dönüştüğünü ve hurafelere kapı açtığına işaret olunuyor.

Mesela, "Aslan gibi adam." denildiği zaman, adamdaki cesaret ve kuvvet vurgulanmış oluyor. Ama biz bunu zahiri ve hakikat olarak anlasak, o zaman adamı aslan gibi pençesi olan, kuyruğu olan bir garip duruma sokarız ve asıl anlatılmak istenen kuvvet ve cesaret manası gizlenir ve anlaşılmaz, acayip bir hurafe mana ortaya çıkar...

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Giriş | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 797 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...