Block title
Block content

"İşte, birinci suret sırf vehbîdir, kisbî değil. İncizabdır, cezb-i Rahmânîdir ve mahbubiyettir. Yol kısadır, fakat çok metin ve çok yüksektir ve çok hâlistir ve gölgesizdir. Diğeri kisbîdir, uzundur, gölgelidir." İkinci yolun mahiyetini açar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Tarikat mesleği kurbiyet esası üzerine gidiyor. Kurbiyet ise kelime olarak yakınlık kazanmak anlamına geliyor. Istılahta ise bir şeye kendi gayret ve çabası ile yakınlaşmak anlamına geliyor. Kendi gayreti içinde derin bir benlik ve temlik duygusu bulunuyor.

Yani bu manevi seyirde giden kişi kendine bir pay bir hisse bir kıymet veriyor ki, bu vahdet sıcaklığında tam tebahhur edememe durumudur. Tabi bu söylenen kusur zahiri ve bilinen bir kusur değil deruni ve kalbi bir halettir ki bunu ancak latif nazarlar müşahede edebilirler. Bu sebeple bazı mutaassıp tarikatçı kardeşler bunu görmekte zorlanıyorlar.

Bu mesleğin uzun olması riyazet, çile ve inziva gibi yollar ile nefsin öldürülüp hakikate ulaşılmasıdır ki, bu bazen kırk yıl bile sürebiliyor. Dolayısı ile tarikat-kurbiyet mesleği hem uzun hem meşakkatli bir yoldur.

"Gölgeli" tabirine şöyle bir temsil ile bakabiliriz: Bir başbakan iki memurunu çağırıp bir takım emir ve yasakları o iki memuruna bildiriyor. İki memurdan birisi daha etkili ve daha şeffaf olması için, başkanının sözlerini aynı ile bir teybe kaydedip sonra bunu halka anons ediyor. Burada bu memurun hiçbir müdahale ve yorumu işin içine karışmıyor yani gölgesiz, perdesiz ve yorumsuz oluyor.

İkinci memur ise, başbakanın talimatını sadece özü itibari ile anlayıp sonra kendi kuvve-i ilmiye ve mizacı ile yeniden metne döküyor. Yani kaleme alınan metnin özü sağlam olsa da, ifade biçimine ve yorum şekline memurun kabiliyeti ve mizacı karışıyor. Bu yüzden bu metinde başbakan şeffaf ve tam manası ile tezahür etmiyor, edemiyor. Çünkü o memurun yorum ve mizacı o talimatın özüne bir kılıf ve elbise olduğu için birinci memurunki gibi gölgesi ve perdesiz olamıyor.

Teşbihte hata olmasın, başbakan Allah’ı temsil ediyor, iki memurdan birincisi nebileri, diğeri ise velileri temsil ediyor. Talimat ise şeriattır.

Nebilerin eli ile gelen şeriatta, nebilerin mizaç ve kabiliyetleri müdahil değil, tıpkı örnekteki teybe kaydetmek gibi safi, gölgesiz ve perdesiz bir şekildedir. Bu yüzden hiçbir insanın şeriat için dar, gölgeli ve şu fıtratta olan insanlara münhasırdır, gibi bir bahane ve gerekçesi olamaz. Çünkü şeriat doğrudan doğruya Allah’ın bir hitabı, bir buyruğudur ve her mizaçta insanı çatısı altına alacak bir genişlikte ve şeffaflıktadır.

Zaten peygamberler de mizaç olarak insanların fevkinde ve ayetle uyum içinde donatılmışlardır. Yoksa nebiler dar ve basık mizaçlı olmuş olsalardı, ne insanlara hitap edebilirlerdi ne de şeriatın yükünü çekebilirlerdi.

İkinci memuru temsil eden velilerin kalbine gelen ilham ise, mizaca ve kabiliyete göredir ve sübjektiftir. Sadece kendi mizacında olanları etkileyip aydınlatabilir. Belki şeriata uygundur, onun özüne hizmet edebilir, ama bende şeriat gibi safi ve gölgesizim diyemez. Yüzlerce tarikat ekolünün binlerce velilerin farklı ve muhtelif hatta mütebayin meslek ve meşreplerde olmaları bu incelikten dolayıdır.

Veliler, vahyin denetiminde olan ilhama mazhardırlar ve bu ilhamın kuvveti her veliye göre farklılık arz eder. Bu yüzden ilham asla vahyin derece ve kuşatıcılığına yetişemez. Tıpkı örnekteki ikinci memurun birinci memura yetişememesi gibi.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Zeyl, Üçüncü Sebep, İkinci Vecih | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 981 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

inkişaf
Daha henüz sübutu kat'i, delaleti ilk nesiller için kat'i; sonraki nesiller için hem kat'i ve hem zanni nasslardan oluşan Allah'ın kelamını doğru anlama ve yorumlama konusunda bile bir mutabakat sağlayamamışken  keşif, ilham vb. beşeri unsurlardan söz etmek veya bunları gündeme getirmek İslam ümmeti için ne fayda sağlar? Neden bu tür lükslerle uğraşıyoruz?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...