"İşte bu recm-i şeyâtîn için atılan şahapların üç mânâsı olabilir. Birincisi: Kanun-u mübareze en geniş dairede dahi cereyan ettiğine remiz ve alâmettir. İkincisi: Semavatta huşyar nöbettarlar, mutî sekeneler var. Üçüncüsü:.." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Her varlık ve hadisenin, biri zahir diğeri, batın olamak üzere iki yönü vardır. Yavrusuna zorla acı bir ilacı içiren bir anne, zahiren acımasızlık örneğini gösterir iken, hakikatta ise tam bir şefkat manzarası sergilemektedir.

İlim, olayları değerlendirirken, daha ziyede zahire bakarak değerlendirir. Ancak bir de olayın arka boyutu vardır. Zahiren gök taşları düşmektedir; hakikatte ise, her bir gök taşı, düşmanı uzaklaştırmak için atılan bir mermi gibidir. Ve bir hakikatin insanlar tarafaından anlaşılması için kullanılmaktadır.

Diğer taraftan, ihtiyarlanan gök cisimleri ömürlerini doldurdukları için düşmüş olsa bile, Allah, onları israf etmemekte ve aşağıda izah edilen hakikatin tahakkukuna vesile kılmaktadır. Peki nedir insanlar tarafından anlaşılması gerekek hakikat?

"İşte bu yıldız cinsinden bir nev'i de, nazenin sema yüzünün murassa ziynetleri ve o ağacın münevver meyveleri ve o denizin müsebbih balıkları hükmünde, Fâtır-ı Zülcelâl, Sâni-i Zülcemâl onları yaratmış ve meleklerine mesireler, binler menziller yapmıştır."

"Ve yıldızların küçük bir nev'ini de şeyâtînin recmine alet etmiş."

"İşte bu recm-i şeyâtîn için atılan şahapların üç mânâsı olabilir:"

"Birincisi: Kanun-u mübareze en geniş dairede dahi cereyan ettiğine remiz ve alâmettir."

İman ile küfür, hayır ile şer çarpışması sadece dünya ve insanlar içinde değil, kainatın her aleminde gerçekleşen genel bir ilahi kaidedir. Bu ayette bu manaya işaret vardır. Sema dairesinde cisimleri latif, ama fıtratları şer olan cin taifesinden şerli bir tabaka ile, orada yaşayan ve oranın sakini olan melekler ve tayyip olan ruhlar arasında da bir çarpışma var olduğunu beyandır. Yani, hayır ile şerrin çarpışması ve mücadelesi her daire ve alemde vardır.

"İkincisi: Semavatta huşyar nöbettarlar, mutî sekeneler var. Arzlı şerirlerin ihtilâtından ve istimâlarından hoşlanmayan cünudullah bulunduğuna ilân ve işarettir."

Burada ise nasıl şerli ruhlar ve cinler semanın o tabakasına kulak hırsızlığı için tecavüz ediyorlar, Allah da kanunu gereği onlara mukabele edecek nurani ve itaatkar askerlerini o daireye yerleştirmiştir, manasına vurgu yapılıyor. Bu nurani ve itaatkar askerlerin vazifesi, orada nöbet tutmak ve o şerli ruhları tard etmek için şahap atmaktır.

"Üçüncüsü: Muzahrafat-ı arziyenin mümessilât-ı habiseleri olan casus şeytanları, temiz ve temizlerin meskeni olan semayı telvis etmemek ve nüfus-u habise hesabına tecessüs ettirmemek için, edepsiz casusları korkutmak için atılan mancınıklar ve işaret fişekleri misilli, o şeytanları ebvâb-ı semadan o şahaplarla red ve tarddır."(1)

Sema alemi, nurani ve hayırlı sakinlerin yaşadığı bir alemdir. Cinlerin şerli ve habis taifesi ise o mekana yakışmıyorlar. Öyle ise şerli cinlerin habis insanlar adına oraya gidip kulak hırsızlığı yapmasına mani olmak için, semanın nöbetçileri olan melekler sema kapısından ya da sınırlarından onlara mancınığa benzer şahaplar fırlatması ve onları kovmasını ayet beliğ bir şekilde ifade ediyor.

Bizim yıldız kayması dediğimiz olay aslında şerli ruhların sema aleminden kovulmasına maddi bir işarettir. Cinlerle melekler arasındaki bu çarpışmaya bir çeşit sınır çatışması diyebiliriz. Melekler vatanları olan sema alemini düşman olan şerli ruhlara karşı müdafaa ediyorlar denilebilir.

(1) bk. Sözler, On Beşinci Söz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...