Block title
Block content

"İşte, ehl-i hak, ittifaktaki hak kuvvetini düşünmediklerinden ve aramadıklarından, haksız ve muzır bir netice olan ihtilâfa düşerler. Haksız ehl-i dalâlet ise,.." ifadelerini devamıyla birlikte izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Müslümanlar, ittifak etmekteki kuvveti, yanlış ve hatalı tevekkül anlayışından dolayı göremiyorlar. Yani, "Allah bana yeter, onun kudreti bana kafidir." der, Müslüman kardeşine ihtiyaç hissetmez. Böyle olunca Müslümanlar arasında ayrılık ve ihtilaf ortaya çıkar ve bu da Müslümanları güç ve kuvvetten düşürür.

Halbuki Allah insanları biribirlerine muhtaç bir şekilde yaratmış ve aralarında dayanışma ve yardımlaşmayı emretmiştir. Öyle ise bir Müslümanın başka bir Müslümana ihtiyaç hissetmesi ve onun yardımına muhtaç olması, tevekkül ve teslimiyet ile çelişmez. Zira bu da Allah’ın başka bir kanunu ve başka bir emridir. Gerçek tevekkül ve teslimiyet, Allah’ın maddi ve manevi bütün kanunlarına ittiba etmekten geçer.

Ehli küfür ise, birlik ve beraberlikteki kuvveti acizlikleri vasıtası ile hissettikleri için, dört elle cemiyet ve dayanışma manasına sarılıyorlar. Bunların teslim ve tevekkül edeceği bir İlahları olmadığı için bütün zaafları ve acizlikleri ile biribirine sarılıyorlar, birinin noksanlarını tamamlamaya çalışıyorlar. Bu da onlara kanunu İlahi’nin eseri olarak bir kuvvet ve üstünlük bahşediyor. Zira Allah bu dünyada insanların cemiyet ve birlik içinde olmasını bir kanun olarak tesis etmiştir; kim bu kanuna uymaz ise bu dünyada zillete mahkum olur.

Öyleyse çözüm, Müslümanlar hem Allah’a teslim ve tevekkül edecekler, hem de biribirleri ile yardımlaşma ve dayanışma içinde olacaklar, gerçek tevekkül ve teslimiyet budur.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...