"İşte, ey bedbaht ehl-i dalâlet ve sefahet! Şu dehşetli sukuta karşı ve ezici meyusiyete mukabil hangi tekemmülünüz, hangi fünununuz, hangi kemâliniz, hangi medeniyetiniz, hangi terakkiyâtınız karşı gelebilir?.." izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Tekemmül kelimesi bu derste “maddeten terakki ederek dünya hayatını daha rahat ve mükemmel olarak geçirmek” manasında kullanılmış oluyor. Devamında gelen ifadeler de bu manayı destekliyorlar.

Bunların tamamı bedenin daha güzel şartlar içinde varlığını devam ettirmesi, insanın daha lüks evlerde oturup daha kaliteli arabalara binmesi gibi ruha huzur vermekten uzak maddî şartları ifade etmektedir. Hâlbuki beden ruhun hanesidir. Bedenin rahat etmesi başka ruhun huzur bulması daha başkadır. Maddî şartların yerinde ve mükemmel olması, “Ruh-u beşerin eşedd-i ihtiyaç ile muhtaç olduğu hakiki teselliyi” temin edemez. Zira âyet-i kerîmede de açıkça beyan edildiği gibi ruh ve kalbin tatmini ve tesellisi ancak Allah’ı bilmekle, O’nu anmakla ve O’nun marifetinde yol kat etmekle mümkündür.

“Kalbler ancak Allah’ın zikriyle tatmin olur.” (Ra’d Sûresi, 28)

“İman tevhidi, tevhid teslimi, teslim tevekkülü, tevekkül saadet-i dareyni iktiza eder.” Sözler

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...