Block title
Block content

"İşte ey insan! Eğer yalnız O’na abd olsan, bütün mahlûkat üstünde bir mevki kazanırsın. Eğer ubûdiyetten istinkâf etsen, âciz mahlukata zelil bir abd olursun..." devamıyla izah eder misiniz?

 
Soru Detayı:

"İşte ey insan! Eğer yalnız O’na abd olsan, bütün mahlûkat üstünde bir mevki kazanırsın. Eğer ubûdiyetten istinkâf etsen, âciz mahlukata zelil bir abd olursun. Eğer enaniyetine ve iktidarına güvenip tevekkül  ve duâyı bırakıp, tekebbür ve dâvâya sapsan; o vakit iyilik ve îcad cihetinde arı ve karıncadan daha aşağı, örümcek ve sinekten daha zaif düşersin. Şer ve tahrip cihetinde; dağdan daha ağır, tâundan daha muzır olursun." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bir önceki paragrafta, ma’bûdiyete ancak Allah’ın lâyık olduğu beyan edilmişti. Bu hakikatten yüz çeviren insan “âciz mahlûkata zelil bir abd”  olmakla esfel-i safilîn mertebesine düşer. Enaniyetine ve iktidarına güvenir, böylece kibir yolunu tutar. Bir tek organını hareket ettirmesinin bile bütün bir kâinatın yardımıyla gerçekleştiğinden gaflet ederek, her işi kendi iradesi ve gücüyle yapma davasına kalkışır... İçine çektiği havadan, üzerinde yürüdüğü yer küresine kadar her şeyin Allah’ın mülkü olduğunu unutur.

"Âciz mahlûkata kul olmak", Allah’a karşı yapılması gereken şükür, minnettarlık, medih ve senayı o âciz varlıklara yönlendirmek, kendisine ihsan edilen bütün nimetleri onlardan bilmek, demektir.

Kışın yapraklarını dökmüş, sefil ve perişan bir hâlde bekleyen bir meyve ağacını bahara ulaştıran, onun imdadına yağmuru gönderen Allah’tan gaflet ederek, meyveleri ağacın yaptığı vehmine kapılan ve onu medih ve sena eden insan,  sanki o ağacı Rezzak olarak kabûllenmiş ve ona kul olmuş olur.

Sebeplerin eliyle bize gönderilen her türlü nimet ve ihsanı o sebeplerden bilmek, onlara kul olmak demektir. İnsan kendisine verilen iradeyi doğru kullanmasının ötesinde bir şey yapıyor değildir. Bundan sonrasını Allah’ın kendisine ihsan ettiği güç ve kuvveti kullanarak ve bütün bir kâinatın da yardımıyla başarabilmektedir. İnsanın bu noktada “arı ve karıncadan daha aşağı, örümcek ve sinekten daha zaif” olduğunu, Mesnevî-i Nuriye’deki şu ifadeler çok güzel ortaya koyar:

“Esbab içerisinde en eşref, en kuvvetli bir ihtiyar sahibi insan iken, ef’âl-i ihtiyariye namıyla kendisine mal zannettiği ef’âlin ekl, şürb gibi en âdi bir fiilin husûlünde, yüz cüz’ünden ancak bir cüz’ü insana aittir.”

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: İkinci Mebhas, Birinci Nükte | Yazar: Alaaddin BAŞAR (Prof. Dr.) | Okunma Sayısı: 2371 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...