Block title
Block content

"İşte, hayat-ı şahsiyece bu derece muzır olan adâvete ve fikr-i intikama, eğer şahsını seversen yol verme ki kalbine girsin. Eğer kalbine girmişse, onun sözünü dinleme." cümlelerini izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İşte, hayat-ı şahsiyece bu derece muzır olan adâvete ve fikr-i intikama, eğer şahsını seversen yol verme ki kalbine girsin. Eğer kalbine girmişse, onun sözünü dinleme. Bak, hakikatbîn olan Hâfız-ı Şirazî’yi dinle: دُنْيَا نَه مَتَاعِيسْتِى كِه اَرْزَدْبَنِزَاعِى  Yani, 'Dünya öyle bir metâ değil ki nizâa değsin.' Çünkü, fâni ve geçici olduğundan kıymetsizdir. Koca dünya böyle ise, dünyanın cüz’î işleri ne kadar ehemmiyetsiz olduğunu anlarsın."(1) 

İnsan kendi şahsi aleminde mutlu ve bahtiyar olmak istiyor ise, düşmanlık ve kincilikten vazgeçmesi gerekir. Zira düşmanlık ve kincilik öyle bir ateştir ki, sadece düşmanı değil, düştüğü kalbi de yakıp belaya sokar. Öyle ise düşmanlık hissinin kalbe girmesine engel olmalıyız, şayet bir şekilde kalbe sızmış ise onun gereğini eyleme dökmemekte direnmeliyiz.

Üstad Hazretleri bu düsturda, fıtraten kinci ve mizacen düşmanlık hissi kuvvetli adamlara, hangi şartları yerine getirirlerse bu hallerinden mesul olmayacaklarını tarif ediyor. Zira insanın fıtratını söküp atması veya mizacını değiştirmesi nerede ise imkansızdır. Öyle ise bu gibi mizaç ve fıtratlarda olan insanlar ne yapmalı ki, o günahlara girmesinler.

Üstad Hazretleri, böyle bir mizaç ve fıtrata sahip olanlar, bu mizaç ve fıtratlarını kötü ve fena ahlak olarak eyleme ve amale dökmezlerse ve bunun gereği olan dedikodu ve gıybet gibi haram şeylere bulaşmayıp, kusurlarını da görebiliyor ise, zarar vermez ve mesul olmazlar, diyerek onlara yol gösteriyor.

Mesela bir adama karşı çok büyük bir kin ve düşmanlığımız var. Bu düşmanlık ve kinimizi de içimizden söküp atamıyoruz. Bu durumda nasıl hareket etmeliyiz ki, hem o adama hem de kendimize zarar vermeyelim.

Birincisi; o adama suihulk ve fena haslet eseri göstermemeliyiz. Yani o adama karşı kötü ve fena işler yapmamalıyız.

İkincisi; gıybet gibi şeylerle ve muktezasıyla amel etmemeliyiz. Yani o adamın arkadan çekiştirmemeli, dedikodusunu yapmamalıyız.

Üçüncü olarak da kusurumuzu anlamalıyız. Yani hatalı ve arızalı olanın biz olduğumuzu bilmeli ve Allah’a sığınmalıyız.

(1) bk. Mektubat, Yirmi İkinci Mektup.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Birinci Mebhas, Dördüncü Vecih | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 3376 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...