Block title
Block content

"İşte, insan dahi, Hâlıkının rahmetini inkâr ve hikmetini itham edecek bir tarzda, küfran-ı nimet suretinde, Karun gibi  نَّمَاۤ اُوتِيتُهُ عَلٰى عِلْمٍ  yani 'Ben kendi ilmimle, kendi iktidarımla kazandım.' dese, elbette sille-i azâba kendini..." izahı?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Küfran-ı nîmet, ulaştığı bir nimetin üzerini örtmek, yâni onu Allah’ın bir ihsanı olarak görmeyip, kendi gücüne yahut başka sebeplere bağlamak demektir. Müminlerin böyle bir hataya düşmekten sakınmaları için Kurân-ı Kerîm’de Karun’un acı akibeti nazara verilir.

Karun, Mûsâ aleyhisselâmın kavmindendi. Daha önce çok fakir iken Allah’ın  ihsanıyla kendisine bir ilim verilmiş, o da bu ilim vasıtasıyla çok zengin olmuştu. Bazı tefsirlerde bu ilmin kimya ilmi olduğu, bazılarında da  iktisat ve ticaret ilmi olduğu  kaydedilir.

Hazret-i Mûsâ (as.), Karun’a zekât vermesini teklif ettiğinde, Karun buna itiraz etmiş ve âyette bildirildiği gibi,  bu serveti kendi ilmiyle ve gücüyle kazandığını söyleyerek  teklifi reddetmiştir (Kasas, 28/78). 

Üstat Hazretleri onun bu davranışının “Hâlık’ının rahmetini inkâr ve hikmetini ittiham” olduğunu nazara veriyor. Bütün hayırlar Allah’ın elindedir. İnsanlar, kâinatta konulan hikmet kanunlarına riâyet ederek çalışır ve kendilerine nimet ihsan edilmesini Allah’tan talep ederler. Cenâb-ı Hak, hikmeti iktiza ederse o nimeti verir. Bu durumda, o nimete kavuşan kişinin yapması gereken şey Allah’a şükretmektir. Aksi halde O’nun rahmetini inkâr etmiş olur.  

Karun, kavuştuğu bütün servetin kendisine verilen ilim ve hikmet sayesinde olduğunu hiçe saymakla, küfran yolunu tutmuş ve bunun cezası olarak, bütün müminlere büyük bir ibret dersi olmak üzere, yer yarılmış hazineleriyle birlikte yere gömülmüştür.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: İkinci Mebhas, Dördüncü Nükte | Yazar: Alaaddin BAŞAR (Prof. Dr.) | Okunma Sayısı: 1956 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...