Block title
Block content

"İşte, madem en âdi ve zayıf emrî kanunlar dahi böyle bekà ile, devam ile alâkadardır. Elbette, ruh-u insanî, değil yalnız bekà ile, belki ebedü’l-âbâd ile alâkadar olmak lâzım gelir." Buradaki "Beka" ile "ebedü'l abad" aynı şey değil mi, cümlenin izahı?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Burada kullanılan beka; sonsuz yaşamak anlamında değildir. Devamlılık anlamında kullanılmıştır. Mesela, bir elma nevi, her sene bir kış kıyametini yaşadığı halde yok olmuyor. Neslini devam ettiriyor. Bu onun bekası demektir.

Paragrafta geçen “bekà ile, devam ile” ifadelerinden de bu anlam çıkmaktadır. Bekanın, hangi anlamda kullanıldığı, bir sonraki kelime ile teyid edilmiştir.

Ebed ifadesinin; dünyada yaşadığımız hayat anlamında kullanıldığını gösteren ifadeler, muhtelif risalelerde de geçmektedir. Mesela, İşaratü’l İ’caz'da geçen "neş'e-i ula ile neş'e-i ulada beka, neş'e-i uhra ile neş'e-i uhrada beka" cümlesi gibi.

Neş’e-i ulada beka: Dünya hayatındaki beka anlamında kullanılmıştır. Neşe-i uhrada beka ise: Ahiret hayatındaki beka anlamında kullanılmıştır.

Ebedül abad ise; sonsuz yaşamak anlamındadır. Şöyle ki; Abad: ebedler demektir. Yani hem dünyadaki ebediyet ve hem de ahirette devam edecek ebediyet anlamında kullanılmıştır.

"Madem Vücud-u haricisi olmayan kanunlar, hiçbir tegayyürât ve inkılâbât, o kanunların vahdetine tesir etmez, bozmaz. Meselâ, bir incir ağacı ölse, dağılsa, onun ruhu hükmünde olan kanun-u teşekkülâtı, zerre gibi bir çekirdeğinde ölmeyerek bâkî kalır.

Elbette; Vücud-u haricisi olan ruh’un bekasına kıyamet inkılabı dahi tesir etmeyecektir. Kıyametten sonra da varlığını devam ettirecektir."
(1)

(1) bk.  Sözler, Yirmi Dokuzuncu Söz İkinci Maksat.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: İkinci Maksat, Birinci Esas | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 3704 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

felsefi
"Madem Vücud-u haricisi olmayan kanunlar, hiçbir tegayyürât ve inkılâbât, o kanunların vahdetine tesir etmez, bozmaz. Meselâ, bir incir ağacı ölse, dağılsa, onun ruhu hükmünde olan kanun-u teşekkülâtı, zerre gibi bir çekirdeğinde ölmeyerek bâkî kalır. Elbette; Vücud-u haricisi olan ruh’un bekasına kıyamet inkılabı dahi tesir etmeyecektir. Kıyametten sonra da varlığını devam ettirecektir." (1) Burada üstad "Madem Vücud-u haricisi olmayan kanunlar" diye devam eden cümlede örnek olarak incir ağacını veriyor... örneğin kurala uygun olması ghereğince incir ağacının Vücud-u haricisi olmadığı mı anlaşılmalı halbuki ruhunun üzerinde kudretin taallukuyla ortaya çıkan ve belirginleşen bir vücudu var??? nasıl anlamalıyız???
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
Bitkilerin bireysel bir ruhu bulunmuyor. Bitkilerin ruhu kamusal ve kolektif bir ruhtur ki buna Risale-i Nurda kanun-u teşekkülat deniyor. Yani incir türünün bir oluşum kanunu bulunuyor ve bu kanun bu türün ruhu oluyor. Yoksa her incir ağacının kendine özgü bir ruhu bulunmuyor. Bu noktadan baktığımız da türleri ayakta tutup nesilleri idame ettiren kanunların harici bir vücudu bulunmuyor.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...