"İşte, madem mahiyet-i insaniyenin bir hizmetkârı olan kuvve-i hayaliyeyi bu dünya lezzetleri tatmin etmiyor; elbette gayet câmi’ mahiyet-i insaniye, ebediyetle fıtraten alâkadardır." cümlesini izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Dünyanın bütün ağırlığı, lezzeti, görkemi ve cazibesi, insanın en basit ve hafif olan hayal kuvvesini tatmin edemiyor ise; dünya hayatının insanın kalp, ruh, vicdan ve sair latifeler gibi ağır ve oturaklı duygu ve kuvvelerini doyurup tatmin etmesi mümkün değildir.

"Kalpler ancak Allah'ın zikriyle tatmin olur." (Rad, 13/ 28)

ayetinde de ihtar ve ikaz edildiği gibi; insanın kalbini ya da fıtratını tatmin edip doyuracak tek maşuk, tek mahbub; Allah ve dolayısı ile ahirettir. Bu sebeple kalbimize giren dünyanın kir ve paslarını temizleyip, Allah aşkına yanmamız gerekir. Yoksa insanın fani aşklar içinde boğulup, imtihanı kaybetme riski çok fazla olur.

Hz. İbrahim (as) gibi “La uhubbül afilin” (Fani şeyleri sevemeye değmez) deyip, mecazi aşklardan kalbimizi ve gönlümüzü arındırıp kurtarmalıyız.

Özet olarak insanın fıtratı; ebedi olan ahiret hayatı için dizayn edilmiştir; dünyanın bu gelip geçici şeyleri ile tatmin olmaz ve olamaz denilmek isteniyor.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...