"İşte, nasıl eğer bir adam hem hoca, hem zâbit, hem adliye kâtibi, hem mülkiye müfettişi olsa, onun her bir dairede birer nisbeti, birer vazifesi, birer hizmeti, birer maaşı, birer mes’uliyeti, birer terakkiyatı,.." misali açar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Misâldeki kişi hocalık yönüyle diyanetin bir memûru, zabitlik yönüyle emniyet müdürlüğünün bir elemanıdır... Bu şahsın padişahtan hocalık yönüyle istekleri, zabitlik yönüyle olan isteklerinden farkıdır. Birinci cihetle belki daha fazla kitap talebinde bulunurken, ikinci yönüyle daha mükemmel silahlar isteyebilir. Bu kişi her türlü ihtiyacını padişahtan istediği gibi, vazife yapmasına engel olan bütün manilerin ortadan kalkmasını da yine padişahtan ister.

İnsan, kendisinde tecelli eden esmâ-i hüsnâdan her bir isim cihetiyle, ayrı bir unvanla yadedilir. Yaratılmış olması yönüyle “mahlûk”, rızka muhtaç olması cihetiyle “merzuk”, rahmete ihtiyacı cihetiyle “merhum”, Allah'ın mülkü olması yönüyle “memluk”, affa mazhar olması cihetiyle “mağfur”dur...

İnsan, iman ile Allah’a intisap etmiş olur. Bu sayılanların her biri de o intisabın ayrı bir cihetidir.

"İşte, nasıl eğer bir adam hem hoca, hem zâbit, hem adliye kâtibi, hem mülkiye müfettişi olsa, onun herbir dairede birer nisbeti, birer vazifesi, birer hizmeti, birer maaşı, birer mes'uliyeti, birer terakkiyâtı; ve muvaffakiyetsizliğine sebep birer düşman ve rakipleri oluyor. Ve padişaha karşı çok unvanlarla görünüyor ve görür. Ve çok lisanlarla ondan medet ister ve âmirinin çok unvanlarına müracaat eder. Ve düşmanların şerrinden kurtulmak için, muavenetini çok sûretlerle talep eder."

"Öyle de, çok esmâya mazhar ve çok vazifelerle mükellef ve çok düşmanlara müptelâ olan insan, münâcâtında, istiâzesinde çok isimleri zikreder. Nasıl ki, nev-i insanın medâr-ı fahri ve elhak en hakikî insan-ı kâmil olan Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm, Cevşenü'l-Kebîr namındaki münâcâtında bin bir ismiyle dua ediyor, ateşten istiâze ediyor."(1)

Bu paragrafta, insanların farklı meslek ve meşreplere farklı cemaat ve mezheplere ayrılmasının, Allah’ın isimlerinin muhtelif olmasından kaynaklandığı ifade ediliyor. Yani insanlar arasındaki farklılıkların kaynağı, farklı isimler ve onların hükümleridir, deniliyor. Her insan bütün esmâya muhtaç olduğundan, bu misal bütün insanlar için geçerlidir. Şu farkla ki, hasta olanlar Şâfi isminden medet diledikleri gibi, zillete düşmüş kimseler de Muizz (izzet lütfeden) isminden medet beklerler.

Buradaki düşmandan maksat, insan hayatını tehdit eden bütün musibetler ve afetlerdir. Mesela, deprem insanı tehdit edip Allah’a iltica etmeye sevk eden bir düşmandır. Bir hastanın eninleri ve sızlanmalar onu Allah’ın Şâfi ismine sevk eder. Kâfirlerin fitnesi ve zalimlerin zulümleri de mü’minleri Allah’ın Rahmân ve Rahîm, Kahhar ve Celîl, Gaffar ve Muin gibi isimlerinden medet dilemeye sevk eder.

Evet, her insan gayet zayıf ve âciz olduğu için, kudreti sonsuz olan Allah’a iltica eder, derdine dermanı O’nun kapısında arar.

(1) Sözler, Yirmi Dördüncü Söz, Birinci Dal.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...