Block title
Block content

"İşte, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmdan bize naklolunan mu’cizâtı ve delâil-i nübüvveti, kısm-ı âzamı tevatürledir..." cümlesini izah eder misiniz, mucizeler ekseri tevatür derecesinde mi gelmiş?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İşte, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmdan bize naklolunan mucizâtı ve delâil-i nübüvveti, kısm-ı âzamı tevatürledir: ya sarihî, ya mânevî, ya sükûtî."(1)

"Sual: Neden hâdisât-ı i'câziye, sair zarurî ahkâm-ı şer'iye gibi tevatür suretinde, pek çok tariklerle, çok ehemmiyetli nakledilmemiş?"

"Elcevap: Çünkü ekser ahkâm-ı şer'iyeye, ekser nas, ekser evkatta muhtaçtır. Farz-ı ayn gibi, o ahkâmın her şahsa alâkası var. Amma mucizat ise, herkesin her bir mucizeye ihtiyacı yok. Eğer ihtiyaç olsa da, bir defa işitmek kâfi gelir. Âdetâ farz-ı kifaye gibi, bir kısım insanlar onları bilse yeter. İşte bunun içindir ki, bazı olur, bir mucizenin vücudu ve tahakkuku, bir hükmün vücudundan on derece daha kat'î olduğu halde, onun râvisi bir iki olur, hükmün râvisi on yirmi olur."(2)

Tevatür (Mütevatir) Haber: Bir hadise ya da vakıa üzerinde birden çok insanın, o hadise ya da vakıanın  olduğuna dair şahitlikte bulunması demektir. Hadis ilminde ise Peygamber Efendimiz (asm)'in mucize ya da hadisini en az üç sahabenin bir sonraki nesle nakletmesi demektir. Fıkıhta, içinde yalan ihtimali olmayan ve bir cemâate dayanan kuvvetli haber, ferdî olmayıp cemaate ait olan sağlam haber manasına geliyor.

Tevatür hadis ilminde bir hadisin senet noktasından en sağlam ve güvenilir bir derecede olmasına denir. Bunun hadis ilminde bir çok mertebe ve dereceleri vardır. Üstad Hazretleri burada bu derecelere işaret ediyor.

Manevi tevatür, olaya şahitlik edenlerin bir kısmının rivayetini diğer bir kısmının susmak yolu ile teyit etmelerine deniyor. Mesela Peygamber Efendimiz (asm)'in bir mucizesine yüz kişi şahit oldu, bu şahit olanlardan on tanesi bu mucizeyi şahit olmayanlara nakledip rivayet ediyor, diğer doksan kişi ise bu nakledilişe itiraz etmeyip sukut ediyor, bu sukut o on kişiyi manen onaylamak ve desteklemek demektir. Şayet bu on kişi vakaya zıt bir şey ilave etseler diğer doksan kişi sukut etmeyip itiraz edecekler. Bu rivayet ve nakil zahirde on kişi olsa bile manen yüz kişilik bir rivayet ve nakil kuvvetindedir ki, bu tevatüre muzaaf tevatür nazarı ile bakabiliriz. 

Şeriatın hükümlerini nakleden hadisler manevi değil hakiki bir tevatür oluyor. Yani yukarıda vermiş olduğumuz örnekte olduğu gibi, ahkama dair bir hadisi on kişi değil bizzat yüz kişi farklı tarıklarla naklediyorlar. Tevatür ile manevi tevatür arasında böyle bir incelik var. Bir mucize ile bir ahkamın senedi işin özünde aynı kuvvettedir, lakin ahkamın senedi zahiri açıdan daha kuvvetli kabul ediliyor. Faraza mucizelerin ravileri on zahiri doksan manevi iken, ahkama dair rivayetlerin yüzde yüzü zahiri oluyor diyebiliriz.

Dipnotlar:

(1) bk. Mektubat, On Dokuzuncu Mektup.

(2) bk. a.g.e.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...