Block title
Block content

"İşte, şecere-i kâinat, şecere-i tûbâ gibi, gövdesi ve kökü yukarıda, dalları aşağıda olduğu için, aşağıdaki meyve makamından, tâ çekirdek-i aslî makamına kadar nuranî bir hayt-ı..." Devamıyla izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Hadis-i şeriflerde ifade edildiği üzere cennet ve cehennemden bu dünyaya dallar uzamakta; cehennemden uzanana "şecere-i zakkum", cennetten uzanana da "şecere-i tuba" denmektedir. Gerek bereket manasındaki su, dolu, yağmur vesairenin sema tarafından gelmesi gerekse vahiy ilham gibi bilgilerin gök canibinden gelmesi...

Ve yine gökteki yıldızların nur ve ışıklarını cennetten; ısılarını da cehennemden almaları ve bunların dünyaya ısı ve ışık vermesi bizlere şu kanaati vermektedir. Bu manevi ağaçların kökleri cennet ve cehennemdedir ve bu manevi dallar vasıtasıyla da bu maddi ve manevi şeyler bize ulaştırılmaktadır. Bizler bu dünyada bu dallardan hangisine tutunursak bu dalların bizleri ya cennete ya da cehenneme götürüceği bedihidir. İşte bu dalların bir ucunda peygamberler ve getirmiş oldukları tebliğat, yani vahiyler... Diğer dalın ucunda da şeytan ve avaneleri bulunmaktadır. Dallar aşağıda olunca haliyle meyvelerde aşağıda olacaktır. Meyveler de yukarıda zikrettiğimiz şeyler olsa gerektir. Bu meyvelerle ağacın çekirdeği arasında kuvvetli bir münasebet bulunmaktadır. Yani çekirdek cennet çekirdeği ise meyveside peygamberler, evliyalar, vs.lerdir. Çekirdek cehennemde filizlenip ağaç haline gelip dalları da dünyaya sarkılmışsa bunun meyveleri de yukarıda ifade ettiğimiz gibi habis ve muzır şeylerdi.

Şecere-i tuba ile ilgili bir kısım bilgileri de aşağıya alıyoruz:

Lügatta "tayyib" kelimesinden türemiş, en güzel, en hoş, en iyi gibi anlamlarında bir ism-i tafdil.

Bu kelime Kur’anda sadece şu ayette geçer:

"İman edip güzel amel edenler için Tûbâ ve dönüp gidecek güzel yurt vardır.” (Ra'd, 13/29)

Rivayetlere göre Tûbâ, cennet veya cennette bir ağaç. Müfessir Kurtubî, Tûbâ'nın cennette bir ağaç olduğu görüşünü tercih eder ve:

"Sahih olan görüş, Tûbâ'nın bir ağaç olduğudur." der.(1)

Buharî ve Müslim, Sehl İbn Sa'd'dan rivâyet ettiklerine göre Hz. Peygamber (asm) şöyle buyurmuştur:

"Şüphesiz Cennette bir ağaç vardır ki, bir binici gölgesinde yüz yıl yürür de o gölgenin sonuna erişemez.”

Bir rivâyete göre "süratle koşan at binicisi' olarak geçer.

Yine İbn Abbas'tan, Ebû Hureyre'den ve birçok seleften gelen bir rivâyete göre, Tubâ, Cennetteki bir ağacın adıdır. Cennetteki her evde bu ağacın bir dalı mevcuttur.(2)

Mezkûr ayette geçen Tûbâ'ya güzellik, hayır anlamını verenler de olmuştur.

Bununla beraber, bizler şu cüzi aklımızla beka alemine ait kavramları tam idrak ve ihata edemeyeceğimizi unutmamak gerekir.

Hayt, bağ ve ip anlamında kullanılmaktadır. Hayt-ı münasebet ise, münasebet bağı anlamındadır. 

Üstadımız'ın yukarıdaki ifadesinde geçen, hayt-ı münasebet terkibi şu manaya gelmektedir. Tuba ağacının bütün kök, dal, yaprak, çiçek ve meyveleri nasıl ki birbirleriyle irtibatlıdır. Aynı şekilde şu kainat ağacı da bütün, galaksi, yıldız, gezegen ve uydularıyla birbirleriyle irtibatlıdır. Müstakil değillerdir. Aynı şekilde insanın vücudu dahi tüm aza ve hissiyatları birbirleriyle münasebettardır. Ayrıca insan tüm kâinatla irtibatlı ve münasebettardır.

Dipnotlar:

(1) bk. Kurtubî Tefsiri, IX, 317.

(2) bk. İbn Kesir, Tefsîru'l-Kur'ani'l-Azîm, İstanbul 1985, IV, 376-378.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Üçüncü Esas | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 7017 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...