Block title
Block content

"İşte zaman, harekâtın bir rengi, ..." cümlesine binaen, hareket olduğundan süratli de olsa ruh bedenden tecerrüd ettiğinde de zaman vardır. Bu takdirde nasıl oluyor da ruh zamanla mukayyed olmuyor?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Makine ve maddenin, ruhun letafet ve nuraniyetine yetişmesi, adetullah açısından imkansızdır. Nasıl insanların fenni keşfiyatları, nebilerin mucizelerine yetişemiyor, mucizeler onlar için bir sınır ise; aynı şekilde makine ve madde de, ruhun hiffet ve letafetine asla ve kata yetişemez.

Zamanın farklı boyutlarında farklı adetullahlar hükmediyor. Birisinin keyfiyetini diğerinde görmeye çalışmak mümkün değildir. Nasıl arslanın tasarımı steplere uyarlanmış, suyun altında yaşaması imkansız ise; aynı şekilde maddi alem içindeki bir maddenin, ruhun boyutuna girip, ruh gibi nurani ve latif olması kabil değildir.

Zatında mümkün olan her şeyi vaki kabul etmek, zihni bir marazdır. Bu sebeple vukuat ile imkanatı karıştırmamak gerekir.

İmkan-ı Zati: Bir şeyin aslında mümkün olma haline denir. Yani bir şeyin olabilirlik halidir. Mesela; Karadeniz zatında pekmez denizine dönüşebilir. Allah dilerse Karadeniz’i pekmez haline dönüştürebilir. Bu zatında mümkündür, yani olması mümkün bir şeydir. Bir de zatında muhal olma hali vardır, yani hiçbir zaman olması mümkün olmayan şeylere denir. Mesela; bir insanın uluhiyet kazanması, bu zatında mümkün olmayan bir şeydir. Mahlukat hiçbir zaman uluhiyet vasfı kazanamaz. Bu zatında mümkün olamayan bir şeydir. İmkan-i zati imkan-ı muhalin tam karşıtıdır.

İmkan-i Zihni: Zatında mümkün olan bir şeyin, zihnen olmuş gibi kabul edilme halidir. Mesela Karadeniz’in pekmez olmasını zatında mümkündür diye, zihnen de pekmez kabul etmek akli bir hastalıktır. Bir şeyin zatında mümkün olması, zihnen de olmasını gerektirmez. Bizim bir şeyi zihnen kabul etmemiz, bir delil ve burhan ile olabilir. Yani delil ve işaretler; Karadeniz’in pekmeze dönüştüğünü gösteriyor ise, ancak o zaman zihnen onun pekmez olduğunu kabul ederiz, yoksa delilsiz ve işaretsiz, zatında mümkündür diye onu pekmez olarak kabul etmemiz akli bir hastalıktır. Bu yüzden imkan-ı zati ile imkan-ı zihniyi karıştırmamak gerekir.

Yeryüzündeki bütün elmalar, zatı itibari ile portakal olabilir, yani Allah istese o elmaları portakala çevirebilir, bu Allah için kolay bir şeydir. Şimdi bu olabilirlik ihtimalini olmuş gibi kabul edip, yer yüzünde elma diye bir meyve yok, onların hepsi portakal oldu desek herkes bize güler. Zira elmaların portakala dönüştüğüne dair elimizde bir kanıt ve işaret yok. Öyle ise kanıt ve ispat olmadan, elmaların zatında portakala dönüşmesi  mümkün diye, onları portakal kabul etmek, hastalıklı bir zan ve vehimden öteye geçmez.

Maddenin ruh olma imkanını da vukuat ile iltibas etmemek gerekir. Zaman ve mekan mahluk ile Halık arasında bir sınır, bir huduttur, hiçbir şey bu hududu delip geçemez. Ruh ne kadar mükemmel ve nurani de olsa, zaman ve mekan hudutlarının içindedir. Lakin zamanın göreceli bir çok boyut ve alemleri vardır ki, ruh bu boyut ve alemlerin kahir ekseriyetinden pak ve temizdir. Ruhun zamanın kayıtlarından pak olması bu manadadır, yoksa bütünü zamandan tecerrüt etmiş değildir.

Zamandan münezzeh olan sadece ve sadece Allah’tır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...