Block title
Block content

İstediğim emir ve arzu ettiğim şey ve teşehhî ettiğim hâl ise, hikmet-i ezeliyenin düsturu ile tanzim olunan âlemin mahiyeti müstaid ve inayet-i ezeliyenin pergârıyla nakşolunan.. Cümlesini açar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Sualde, genel anlamda olay ve hâdiselerde, hikmetin ve meşiet-i ilâhiyenin esas olduğu anlatılmaktadır.

Yani; Cenâb-ı Hak, insanın aklını ve fikrini bu âleme mühendis yapmamıştır. Dolayısıyla insan, arzu etmediği ve hoşuna gitmediği şeyleri tenkid edemez.

Çünkü; Biz kâinata mahdut ve mahluk bir nazarla bakıyoruz. Cenâb-ı Hak ise, külli ve ezeli bir nazarla ve hikmetle âlemi tedvir ediyor.

Münâzarat'ta geçen bu mes'ele ise şudur ki, insanlar zamanın, dehrin, feleğin gidişatını nâhoş görür ve şikâyet eder ise ve onu faydalı hâle getirmeye gücü yetmez ise, şöylece kendini teselli etmelidir:

"Demek ki benim istediğim iş, arzu ettiğim ve iştahlandığım hâle; Allah’ın ezeli hikmetiyle tanzim olunan âlemin özelliği uygun değil, Allah’ın ezeli yardım pergeliyle işlenen âlemin kanunu müsâit değil, ezeli olan meşietin matbâasından çıkan zamanın yapısı ve umumi faydaları meydana getiren ilâhi hikmet razı değillerdir.

Demek ki, benim arzum ve iştiham yanlış şeyler talep ediyor. Allah her şeyi bizden daha iyi bilir. O’nun her şeye gücü yeter. Nârı da hoş, nuru da hoştur.." deyip, bizler kusurlu ve nâkıs arzularımızdan vazgeçip, Allah’ın ezeli hikmet ve meşieti zâhiren aleyhimize dâhi olsa, bu mes'elelerde hikmet arayıp, sabırla rıza göstermemiz icâb eder.

"İstediğim emir ve arzu ettiğim şey ve teşehhi ettiğim hal; hikmet-i ezeliyenin düsturuyla tanzim olunan âlemin mahiyeti müstaid değil ve inayet-i ezeliyenin pergeliyle nakşolunan feleğin kanunu müsaid değil ve meşiet-i ezeliyenin matbaasında tab' olunan zamanın tabiatı muvafık değil ve mesalih-i umumiyeyi tesis eden hikmet-i İlahî razı değildir ki, şu âlem-i imkân, Feyyaz-ı Mutlak'ın yed-i kudretinden şu ukûlümüzün hendesesiyle ve tehevvüsümüz iştihasıyla istediğimiz semeratı koparsın. Verse de tutamaz, düşse de kaldıramaz."(1)

Bir insanın kendi istediği şey ve iştahla beklediği hal ile Allah’ın ezeli hikmet prensibinin düzenlediği alem örtüşmeyebilir. Yani Allah’ın hikmeti gereği getirdiği alemdeki bir hal ile insanın beklentisi aynı olmayabilir. İşte insan bu beklentisinin gerçekleşmemsinden dolayı sızlanır ve şikayetlenir.

Allah’ın ezeli ihsanının pergeli ile çizilen kainat kanunu, insanın iyi bir niyet ile kendi cüzi bakışına göre çizdiği alem kanunu arasında bir uyuşmazlık olabilir.

Mesela bir Müslüman, İslam aleminin miskinliği ve geri kalmışlığının gitmesini arzu eder, Allah’tan şiddetle talep eder. Ama Allah insanın bilemeyeceği binlerce gizli hikmetinin gereği olarak bu halin devamına hükmedebilir. O zaman Müslüman, kendi kendine acizlenip şikayete başlar.

Yani özet olarak kainat çarkları ve alemlerin düzeni, insanların basit ve ihatasız iştah ve heveslerine göre işlemiyor. Bu durum, hayır noktasında da böyledir, şer noktasında da böyledir. Allah iş ve icraatlarını planlarken, insanların iştah ve hevesini esas almıyor. Ancak kendi ezeli ve ebedi isimlerinin bizce gizli hikmetlerini esas alıyor. İnsan arzu ve hevesleri ile Allah’ın ezeli hikmetlerini tesiri altına alamaz.

Mesela biz şimdi, İsrail kafiri karşısında Filistinli Müslüman kardeşlerimizin galip gelmesini şiddetle arzuluyoruz. Ama hali alem ve Allah’ın bizce bilinmeyen hikmetleri bize rağmen izin veriyor. Biz de bu durumdan şikayetlenip duruyoruz. Bu şikayet, isyan ve tevekküle zıt bir hal olmadığı için, Allah’ın icraatlarını beğenmemek veya itiraz  manası çıkmaz.

(1) bk. Münazarat, Sualler ve cevaplar.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Münazarat | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 3565 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...