Block title
Block content

"İstidad-ı beşerin kameti, netâic-i efkârı teşerrübünden tekebbür ederse, o şeriat dahi tevessü ederek ebede teveccüh eder." cümlesini izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Üçüncüsü: İkinci Mukaddemede geçtiği gibi bir-iki asır evvel harika sayılan keşif bu zamana kadar mestur kalsaydı, tekemmül-ü mebadi cihetiyle bir çocuk da keşfedebildiğini nazara al, on üç asır geri git, o zamanların tesiratından kendini tecrid et, dehşet-engiz olan Ceziretü'l-Arapta otur, dikkatle temaşa et. Görürsün ki, ümmî, tecrübe görmemiş, zaman ve zemin yardım etmemiş tek bir adam ki, yalnız zekâya değil, belki gayet kesir tecarübün mahsulü olan fünunun kavaniniyle öyle bir nizam ve adaleti tesis ediyor ki, istidad-ı beşerin kameti, netâic-i efkârı teşerrübünden tekebbür ederse, o şeriat dahi tevessü ederek ebede teveccüh eder. Kelâm-ı ezelîden geldiğini ilân etmekle beraber, iki âlemin saadetini temin eder. İnsaf edersen, bu ise yalnız o zamanın insanlarının değil, belki nev-i beşerin tavk-ı haricinde göreceksin..."(1)

Hazreti Peygamber (asv)'in tek başına yirmi üç yıl gibi kısa bir süre içinde tesis ettiği İslam medeniyeti, insanlığın kolektif aklının bile tesis edemeyeceği büyüklükte ve parlaklıktadır. Evet, beşerin ortak aklı doğru ve hak bir kaideyi yüz yıllar içinde zorluklar ve tecrübelerle ancak elde edebilirken, Hazreti Peygamber (asv) her alanda doğruları kısa bir süre içinde toplamış ve bunu hayata aktarmıştır.

Bu hakikat, açık ve seçik bir şekilde onun Allah tarafından teyit edilmiş bir elçi olduğunu gösteriyor. Çünkü bir şahsın kendi cüzi gücü ile böyle bir medeniyeti kısa bir süre içinde tesis etmesi, tabiat açısından, yani adetullah noktasından asla mümkün değildir.

“... İstidad-ı beşerin kameti, netaic-i efkârı teşerrübünden tekebbür ederse, o şeriat dahi tevessü' ederek ebede teveccüh eder...”

Şahsi kabiliyetler ne kadar parlak ve keskin de olsa, insanlığın ortak aklının mahsulü olan tecrübe ve birikimini asla delip geçemez. Mesela, İbn-i Sina ne kadar zeki de olsa o dönem şartlarında kalp nakli yapamaz. Çünkü o zamanın şartları buna müsaade etmez.

Ama İslam on dört asır evvel modern zamanları da içine alacak ebedi bir medeniyeti tesis ederek bu kaideyi delip mucizesini göstermiştir. Bu mucizeyi görüp de İslam olmamak ahmaklık olsa gerek. Yani beşerin ortak aklı geriden gelirken, İslam medeniyeti  finişte onu bekliyor.

(1) bk. Muhakemat, Üçüncü Makale (Unsuru'l-Akide), Mukaddeme.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...