Block title
Block content

İSTİKAMET

 
İstikamet, Kur’an-ı Kerimde, “göklerde ve yerde olan her şeyin kendisine ait olduğu Allah’ın yolu” olarak beyan edilir.

İstikamet, ifrat ve tefrite sapmadan doğru yolda gitmektir. Müminler namazın bütün rekâtlarında “Allah’tan sırat-ı müstakime hidayet” isterler. Böylece, bu dünyada ömürlerini istikamet çizgisinde geçirmeyi, yâni kıldan ince, kılıçtan keskin olan sıratı bu dünyada geçmeyi dilemiş olurlar.

İstikamet, insanın her türlü aşırılıktan uzak kalmasıdır.

Münkir yahut müşrik olma tehlikelerinden kurtulup da Allah’a iman eden bir kalb istikamete ermiştir. Kalbdeki imanın istikameti de ehl-i sünnet itikadıyla mümkündür. Meselâ, kadere iman hususunda kulun cüz’î iradesini inkâr eden Cebriye mezhebi de, kulu kendi fiilinin hâlıkı kabul eden Mutezile de istikametten uzaklaşmıştır. Birincisinde tefrit, ikincide ifrat vardır. Orta yol, “istemenin kuldan, yaratmanın ise Allah’tan olduğuna” inanmaktır.

İnsan amel âlemini de hak çizgisinde tutacaktır ki gerçek istikamete erebilsin. Bakışı istikametli olacak, harama kaymayacaktır. Konuşması doğru olacak, her şeyi olduğu gibi anlatacaktır.

İbadetler Allah Resulünün (asm) yaptığı gibi yapılmakla istikamete ererler. Mesela, akşam namazını dört rekat kılmak ifrat, iki rekat kılmak ise tefrittir; ikisi de istikametten uzaktır.

İnsanda bulunan akıl, şehvet, gadap kuvvetleri, istikametten ayrılarak ifrat ve tefrite sapabilir. Mesela, akıl cerbeze ile batılı hak, hakkı batıl gösterir. Gabavet ile, düşünmesi gerekenleri de düşünmez. Şehvet kuvveti, ifrat ile haram-helal demeyip her isteğine ulaşmaya çalışır. Tefrit ile helale de iştiha duymaz. Gadap kuvveti, ifrat ile haksız yere de öfkelenir. Tefrit ile, öfkelenmesi gereken yerde de ses çıkarmaz.

Bir mümin, “Bizi istikamet yoluna hidayet buyur” diye dua etmekle, Rabbinden istikameti bütün şubeleriyle yaşamayı istemiş olur.

Paylaş
Yükleniyor...