Block title
Block content

ITLAK

 
Itlak, lügat mânâsıyla salıverme, serbest bırakma demektir. Istılahta ise ıtlak, mukayyed (kayıtlı, bağlı, sınırlı) olmanın zıddıdır, İlâhî sıfatların tasarrufunda hiçbir engelin olamayacağını ifade eder. Bir fiilin mutlak olmasının mânâsı şudur: O fiil faaliyet gösterirken, bir başka fiil, bir başka irade, bir başka kudret o icraatın önüne geçemez; ona engel olamaz.

İkinci Şua’da şöyle geçer:
“Elbette mutlak ve muhit olan o ef’alde iştirak muhaldir, imkânı yoktur. Evet, ıtlakın mahiyeti, iştirake zıddır. Çünki ıtlakın manası, hattâ mütenahî ve maddî ve mahdud bir şeyde dahi olsa, yine istilakârane ve istiklaldarane etrafa, her yere yayılır, intişar eder. Meselâ: Hava ve ziya ve nur ve hararet, hattâ su, ıtlaka mazhar olsalar, her tarafa yayılırlar. Madem ıtlak ciheti, cüz’îde dahi olsa, maddîleri mahdudları böyle müstevli yapıyor. Elbette küllî bir ıtlak-ı hakikî, böyle hem nihayetsiz, hem maddeden münezzeh, hem hududsuz, hem kusurdan müberra olan sıfatlara öyle bir istilâ ve ihata verir ki, şirk ve iştirakin hiçbir cihet-i imkânı ve ihtimali olamaz.”

Görüldüğü gibi bu metinde ıtlak kelimesi, “kayıt altına alınmamayı” ifade etmektedir.

Itlakın bir diğer kullanımını da bir örnekle açıklayalım:
Bir okul müdürü, “Falan sınıftan bir kişi gelsin” dediğinde ıtlak söz konusudur, yani sözü mutlak olarak söylemiş, herhangi bir kayıt koymamıştır. Fakat “Sınıfın en çalışkan öğrencisi gelsin” dediğinde bu söz mutlak değildir, kayıtlıdır.

Bak: Mutlak.
Paylaş
Yükleniyor...