ITLAK-I RUH

“Ruhun beden kaydından kurtulması.”

“Ölüm.”

RUH KAYITTAN KURTULUNCA

Nur Külliyatı’nda, ölümün “mahiyeti”, yani “ne olduğu” konusunda çok güzel tespitler yer alıyor. Bunlardan birisinde ölümün “ıtlak-ı ruh” olduğu belirtiliyor.

Itlak; “kayıtlı olmama, serbest olma” demektir. Allah’ın bütün sıfatları mutlaktır. Yani, İlâhî sıfatların icraatını bir başka kudret, yahut bir başka irade sınırlayamaz, kayıtlayamaz ve onların icraatlarını engelleyemez.

Allah’ın şuurlu bir kanunu olan ruh, insan bedeninde görev yaptığı sürece, o hanenin şartlarına uymak mecburiyetinde kalıyor. “Göz bir hassedir ki ruh bu âlemi o pencere ile seyreder.” cümlesinin ders verdiği gibi, insanın bu âlemi seyretmesi göz ile kayıtlanmış durumda. O pencereyi açmadıkça bu âlemi seyredemiyor.

Gözlerini kapayıp uykuya geçtiğinde ise, bir başka âlemin kapıları kendisine açılıyor. Ve o yeni âlemde bambaşka şeyler görmeye başlıyor.

İnsan uyanık iken, ancak kendisini kuşatan mekânı görebilir. Bir başka beldeyi görmesi için bedenin oraya göç etmesi gerekir. Rüyada ise beden kaydından bir derece kurtulan ruh, o kapalı gözleriyle farklı mekânları seyretme imkânına kavuşuyor; vefat etmiş nice dostlarıyla görüşüp konuşabiliyor.

Ruh, bedenden ayrıldığında, onun kayıtlarından da kurtulur. Görmek için göze ihtiyacı kalmadığı gibi, yürümek için ayağa, tutmak için ele, işitmek için kulağa muhtaç olmaz. Yani, onun görmesi de, yürümesi de, tutması da, işitmesi de beden kaydından azade olmuştur.

“Ölmeden önce ölünüz.” hadis-i şerifinin emrine uyabilen bir ruh, dünyanın “içinde” boğulmaz, “üstünde” dolaşır. Ömrünü, sadece beden hanesinin ihtiyaçlarını karşılamakla heder etmez.

Ve çok iyi bilir ki, yaratılışındaki asıl maksat, ne bu fani dünyaya, ne de onun gibi fani olan bedene hizmet değil, “bâki” olan ruhunu “ebedî” âleme hazırlamaktır.

İşte bu şuura sahip olan bir ruh, “beden, dünya ve nefis” kayıtlarından kurtulmakla “ıtlaka” bu dünyada mazhar olmuş demektir.

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...