Block title
Block content

"Kab-ı Kavseyn makamına çıkarmış, ehadiyet ile kelâmına ve rüyetine mazhar kılmıştır." Buradaki "ehadiyet ile kelâmına ve rü'yetine mazhar kılmak", ne demektir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Cenab-ı Hakk'ın bütün isimlerinin mahlukat aleminde tecellisi vardır.  Ve her isminin galiben tecelli ettiği bir arşı, bir mahalli vardır. O isimler, umumda tecelli ettiği gibi, bir cüzide de tecelli ediyor. Umumda tecelli etmesine vahidiyet, cüzide tecelli etmesine ise ehadiyet denir.

Mesela, bir serçe kuşunun rızkını, hangi isim tedarik ediyorsa, bütün, rızka muhtaç olan canlı mahlukatın rızkını da aynı isim tedarik ediyor. Serçe kuşunun cüzi rızkını tedarik etmeye ehadiyet, bütün mahlukatın rızkını tedarik etmeye de vahidiyet diyoruz.

Ehadiyet, yani cüzi tecelli ise, vahidiyetin, yani umumi tecellinin küçük bir modeli olduğundan, umumundan süzülüp gelen bir basit nümunesi  olmasından, vahidiyette şaşaalı bir şekilde tecelli eden isimlerin manaları, ehadiyette de okunaklı ve basit olarak bulunur. En cüzi nazarlar dahi ehadiyeti rahatla ve ihata ile okuyabilirler. Ama vahidiyeti, cüzi ve avamın ihata ile okuması ve huzuru kazanması zordur.

Bu girişten sonra maksada geçecek olursak, Allah, Habibini (sav) miraç vasıtası ile bütün isim ve sıfatlarının umumi ve cüzi tecelliyatını ve eserlerini ve her isminin arşı olan makamları tek tek gezdirip gösterdikten sonra, final olarak, bütün o umumi ve cüzi tecelli ve cilvelerin menbaı olan Zat-ı Akdesini, Habibine göstermiştir.

Ehadiyet ile kelam ve rüyetine mazhar olmasında şöyle bir nükte vardır; bütün mevcudat dağınık ve kesrette olan durumunu, Habib-i Zişan Efendimiz (sav)'le toplayıp, tek bir zat olarak Allah’a karşı vekil tayin etmiş gibi, mahlukatı, Vacibü'l-Vücut alemine takdim etmiştir.

İkinci bir mana, Allah Resulü (sav), cüzi olduğu halde, külli isim ve sıfatların kaynağı, Zat-ı Akdes ile muhatap olmasına işarettir.

Üçüncü bir mana,  Resulullah (sav), Allah’ın  bütün isim ve sıfatlarının, mahlukat içinde, an azam bir ayinesi oluyor. Ama, o isim ve sıfatların asıl kaynağı, yanında, ya da karşısında olunca,  küçük bir model ve basit bir nümune kaldığı için, cüzi manasını ifade eden ehadiyet ile tarif ediliyor diyebiliriz.

* * *

Allah’ın isim ve sıfatlarının iki tarzda ve iki tecelli mahalli vardır. Birisi: Kainatın umumu üzerinde büyük ve azametli tecelliyatıdır.  Diğeri ise: Kainatın bir cüz’ünde ve cüz’isindeki küçük  tecelliyatıdır.

Kainatın umumunda tecelli eden o isim ve sıfatlar, çok azametli ve kibriyalı olmasından, okunması ve ihata edilmesi herkese müyesser olmuyor. Onun için Allah, o kainatın umumundaki  azametli ve kibriyalı olan tecelli yazısını, herkesin rahat ve kolaylıkla okuyabileceği boyutlara indiriyor. 

İşte, kainatın umumunda azamet ve kibriya ile tecelli eden isim ve sıfatlarına vahidiyet denir. Onun küçük bir modeli hükmünde olan cüz’ündeki tecelliyatına da ehadiyet denir.

Vahidiyet: Külli ve umumi tecelliyattır.  Ehadiyet ise, cüzi ve hususi bir tecelliyattır. Bu hakikate, şöyle bir temsil ile bakabiliriz:

Mesela, büyük bir denizin üstüne, denizi ihata edecek kadar büyük harflerle kelime-i tevhit yazılsa, bu yazıyı okuyabilmek için, denizi kuşbakışı ihata edecek bir mevkie çıkmak lazımdır. Ama buna herkes tam güç yetiremeyeceği için, o yazıyı yazan zat, aynı manayı ve şekli ifade eden o yazıyı denizin damlalarına da  yazıyor. Böylece her nazar sahibi o denizin umumu üstündeki yazıyı damlalar vasıtası ile okuyor. Sonra o denizin üstündeki haşmetli yazıya intikal ediyor. Yoksa, damla olmasa, o yazıyı okuması mümkün değildir.

İşte, deniz kainattır. O yazı ise Allah’ın  isim ve sıfatlarının tecellisidir. Damla ve üstündeki aynı yazı ise, kainatın umumundaki o tecellilerin cüzündeki tecellisidir. Deniz, vahidiyeti; damla ise ehadiyeti temsil ediyor. Bütün nebatat veya umum çiçekler, vahidiyeti gösterir. Küçük ve tek bir çiçek ise, ehadiyeti gösterir. Vahidiyet, azamet ve kibriya’yı temsil eder; ehadiyet ise, cemal ve şefkati temsil eder.

Rü’yet, burada Allah’ın sonsuz cemalini temsil ediyor. Allah’ın sonsuz cemalini azamet ve kibriya şeklinde ihata etmek, ancak kendi İlahi nazarına mahsustur ki, bu mana vahidiyet ile izah edilebilir. Aklı ve idraki sınırlı olan insanın Allah’ın cemalini vahidiyet ile, yani ezeli bir şekilde  ihata etmesi mümkün ve caiz değildir. O zaman insan Allah’ın cemaline nasıl mazhar olacak diye bir soru akla gelirse, işte ehadiyet burada devreye giriyor. Yani Allah o sonsuz cemalini insanın idrak dünyasına yansıtacak ve kolayca görebilecek bir kıvama getirecek ki, bu manaya ehadiyet deniyor.

Soruda geçen kısmı okumak için tıklayınız:

Sözler, Otuz Birinci Söz

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
Yükleniyor...