Block title
Block content

"...Kâb-ı Kavseyne çıkacak, saadet-i ebediye kapısını çalacak, hazîne-i rahmetini açacak, imânın hakâik-ı gaybiyesini görecek, yine o olacaktı..." Bu gibi manalar için miraca ihtiyaç var mı? Kur'an'da anlatılmıyor mu ahiret ve iman esasları?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kitabi bir şeyin, hale ve hayatiyete dökülmesi, elbette bir ihtiyaç ve bir zarurettir. Kur’an’ın ilmi ve fikri olarak ifade ettiği hakikatleri Peygamber Efendimiz (asm)'in insanlık adına bizzat görmesi ve yaşaması, gayet güzel ve manidardır. Allah, bütün mülkünü o Habib'ine gösterip hem taltif ediyor hem fikri ve ilmi mesajları hali ve hayati bir mevkie çıkarıyor ve insanlığa vermiş olduğu değeri en üst perdeden gösteriyor.

Üstad Hazretleri Mirac'ın gerekliliği ve sırrı  hakkında şöyle bir temsil getiriyor:

"Birinci temsil: Bir sultanın iki çeşit mükâlemesi, sohbeti, görüşmesi vardır; iki tarzda hitabı, iltifatı vardır:"

"Birisi, âmi bir raiyetiyle, cüz'î bir iş için, hususî bir hacete dair, has bir telefonla sohbet etmektir."

"Diğeri, saltanat-ı uzmâ ünvanıyla ve hilâfet-i kübrâ namıyla ve hâkimiyet-i âmme haysiyetiyle ve evâmirini etrafa neşir ve teşhir maksadıyla, o işlerle alâkadar bir elçisiyle veya o evâmirle münasebettar büyük bir memuruyla konuşmaktır, sohbet etmektir ve haşmetini izhar eden ulvî bir fermanla bir mükâlemedir."

"İşte, ve lillâhi'l-meselü'l-a'lâ, şu temsil gibi, şu kâinat Hâlıkının ve Mâlikü'l-Mülk ve'l-Melekûtun ve Hâkim-i Ezel ve Ebedin iki tarzda mükâlemesi, sohbeti, iltifatı vardır: Biri cüz'î ve has, diğeri küllî ve âmm. İşte, Miraç, velâyet-i Ahmediyenin (a.s.m.) bütün velâyâtın fevkinde bir külliyet, bir ulviyet suretinde bir tezahürüdür ki, bütün kâinatın Rabbi ismiyle, bütün mevcudatın Hâlıkı ünvanıyla Cenâb-ı Hakkın sohbetine ve münâcâtına müşerrefiyettir."

"İşte, Şems-i Ezel ve Ebed Sultanı olan Zât-ı Ehad ve Samedin tecellîsi, mahiyet-i insaniyeye, hadsiz merâtibi tazammun eden iki suretle tezahür eder:"

"Birincisi: Âyine-i kalbe uzanan bir nisbet-i Rabbâniye ile bir tezahürdür ki, herkes istidadına ve tayy-ı merâtipte seyr ü sülûküne, esmâ ve sıfâtın tecelliyâtına nisbeten cüz'î ve küllî o Şems-i Ezelînin nuruna ve sohbetine ve münâcâtına mazhariyeti var. Galip esmâ ve sıfâtın zılâlinde giden velâyetlerin derecâtı bu kısımdan ileri gelir."

"İkincisi: İnsanın câmiiyeti ve şecere-i kâinatın en münevver meyvesi olduğundan, bütün kâinatta cilveleri tezahür eden Esmâ-i Hüsnâyı birden âyine-i ruhunda gösterebilmesi cihetiyle, Cenâb-ı Hak, tecellî-i zâtıyla ve Esmâ-i Hüsnânın âzamî mertebede nev-i insanın mânen en âzam bir ferdine tecellî-i âzam tezahür eder ki, bu tezahür ve tecellî, Mirac-ı Ahmedî (a.s.m.) sırrıdır ki, onun velâyeti, risaletine mebde olur."(1)

(1) bk. Sözler, Otuz Birinci Söz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Üçüncü Esas | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 2186 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
Yükleniyor...