Block title
Block content

Kader adaletini sağlarken; katil olan eski gizli suçlu kişinin, Allah, yalancı şahitin iradesini cebr ile mi, yoksa hakimin iradesini cebr ile mi, yoksa külli dairede başka olayları kontrol ederek mi yapıyor? Öyle ise emr-i itibari olan cebirsiz irade nerde kalır?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Evvela, Allah’ın mesuliyeti mucip bir konu da insana cebir yapması adalet  ve merhamet açısından mümkün değildir. Yani Allah adaleti ve adeti gereği insana baskı ve cebir uygulamıyor ve uygulamaz buna baştan iman etmek gerekiyor.

İkincisi, birisinin zulmü ile bir başkasını cezalandırmak gayet makuldür. Yani hakim haksız yere hapis verirse bu onun zulmü olurken cezayı alan mahkum da gizli bir kusurunun kurbanı olur. Amiyane tabirle kader bir taşla iki kuş vurmuş olur.

Üçüncüsü, Allah’ın ilmi sonsuz olduğu için, kaderin karışık ve bizim anlamakta zorlandığımız hükümlerini gayet  adil ve merhametli bir şekilde tanzim ediyor ve o  karmaşıklık içinde muazzam ince bir adalet takip ediliyor. Tabi bizim aklımız sınırlı ve mahdut olduğu için, kaderin bütün bu boyutlarını ve komplike yapısını ihata edemiyor. Dolayısı ile zahirde bazı şeyler bize adil değil gibi duruyor. Ama Allah o şeyin aslını bize gösterse akıl tam tatmin olurdu, imtihan gereği bunu imana ve tevekküle havale ediyor.  

Dördüncüsü, Risale-i Nur'da bu hususa şu şekilde işaret ediliyor:

"Ehl-i İ'tizalce: 'Ölmeyecekti.' Çünkü onlarca muradın iradeden tahallüfü caizdir."

"Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaatçe, bu misalde sükut ve tevakkuf lazımdır. Çünkü, irade-i külliyenin sebeple müsebbebe bir taalluku vardır. Bu itibarla, sebebin ademi farz edilirse, müsebbebin de farz-ı ademi lazım gelir. Çünkü taalluk birdir. Cebir ve İ'tizal, ifrat ve tefrittir."(1)

Cebriye mezhebi insan iradesini inkar ettiği için, cinayet fiilini tamamı ile kadere yüklüyor; insan irade etse de etmese de bu cinayeti işleyecekti diyor. Bu yüzden sebep ortadan kalksa da cinayet yine olacaktı, deyip insanı cebire mahkum ediyor.

Mutezile mezhebi ise insan iradesini tam yetkili ve muktedir gördüğü için, sebep olmasa idi cinayette vuku bulmazdı diyerek kaderi inkar ediyor. Yani her iki batıl mezhep de insanın bilmesinin mümkün olmadığı gaybi şeyler hakkında inançları doğrultusunda fikir yürütüyorlar.

Halbuki Ehl-i Sünnet ne kaderi ne de insan iradesini inkar etmiyor. Bu gibi olaylar için de hem kaderin hem de insan iradesinin bir hissesi vardır diyor. Sebebin olmadığı bir durumda insanın netice hakkında bir bilgi sahibi olamayacağını söyleyerek en makul fikri ortaya koyuyor. 

(1) bk. İşârâtü'l-İ'câz, Bakara Suresi, 7. Ayetin Tefsiri.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: İkinci Mebhas, Altıncı Vecih | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 1739 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

netder
Buradan şunu anladım kader bazen adalet eder diyor Bediüzzaman yani Allah'ın ve kaderin zorlaması yok,o olay oraya denk gelince adalet vuku buluyor bizde eski suçtan dolayı payımızı almamız gerekiyo. Her zaman olmuyor.O adamın doğumunu yer ve zamanını yaşayacakları olayları Allah önceden kurmalı saat gibi kurmuş 2dk önce yaratsa o adam o suçu işlemesi meçhul.Çok kompleks bir yapı bu bizim ilmimizle olacak bir şey değil ahirette anlayacağımı umuyorum.Her şey baştan ayarlı sonradan rütuş yapılıyor Allah oda ayarlı Levh-i mahv ve ispattaki hakikattan dolayı.aynı binanın yapılmadan önce herşeyinin ayarlanıp sonradan rütuşlarının olduğu gibi bu siteden çok yararlandım.sagolun.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...