Block title
Block content

Kader konusu göz önüne alındığında "niyet", "nasip" ve "kısmet" kavramları bu konunun neresine oturuyor, örneklerle açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kaderin iki temel rüknü vardır; bunlardan birisi olmuş ve olacak her şeyin kader levhasında yazılmış olmasıdır. Diğeri ise insanın özgür iradesi ile seçme hürriyetidir.

Kaderin, biri büyük diğeri küçük olmak üzere iki dairesi var. Büyük dairede insan iradesinin bir fonksiyonu ve tercihi söz konusu değildir, insan bu dairede mutlak bir cebir içindedir. Bu dairenin tek galibi ve hakimi Allah’tır. Bu dairede insan iradesi işlemediği için, Allah bu dairede olup bitenlerden insanı sorumlu tutmayacaktır. Bu daire, şu ana babadan olmamız, şu memlekette doğmamız, şu boyda ve şu şekilde olmamız, şu ırktan olmamız gibi insan iradesinin tesiri olmayan şeylerden oluşuyor.

Küçük dairede ise hakim ve müreccih insan iradesidir. Yani bu küçük dairenin idare ve tercihleri tamamen insana aittir. Bu sebeple insan bu dairede olan biten her şeyden sorumlu ve yükümlüdür. Zira kontrol insan iradesindedir. Bu dairenin faaliyet alanları ise iman küfür, iyi kötü, hayır şer, günah sevap gibi şeyler arasında seçim ve tercih yapmaktır.

İnsan iradesi yaratmak ve icat etmek noktasından zayıf ve çaresiz olduğu için, bu küçük dairenin yaratma ve fiili işlerini Allah yapıyor, seçim ve tercih işlerini ise insan yapıyor. Yani iman etmek fiilini kalpte yaratan Allah’tır, bu fiili seçen ise insandır. İnsan seçiyor, Allah’ta bu seçime uygun olarak o fiili yaratıyor. Bu sebeple fiili yaratan değil tercih eden mesul olur.

Formüle edecek olursak; bir fiilin aslını Allah yaratıyor, vasfını ise insan iradesi ile seçiyor. Öyle ise mesul yaratan değil seçendir. Çünkü Allah bu küçük dairede -tabiri caiz ise- kudretini insan iradesine göre tecelli ettiriyor. Sizden istemek, benden yaratmak şeklinde fıtri bir sözleşme var, insan ile Allah arasında. Bu da zayıf ve yaratmadan yoksun olan insan iradesine bir kuvvet ve bir anlam veriyor. Şayet Allah kudretini insan iradesine bağlamasa idi, insanın seçme ve isteme hürriyeti olamayacaktı. Demek Mutezilenin zannettiği gibi, Allah’ın yaratması insan iradesini yok etmiyor, tam tersi kuvvet ve yardımda bulunuyor.

Üstad Hazretleri bu ince manaları akla yaklaştırmak için bu misali veriyor:

"Teşbihte hata olmasın, sen bir iktidarsız çocuğu omuzuna alsan, onu muhayyer bırakıp 'Nereyi istersen seni oraya götüreceğim.' desen; o çocuk yüksek bir dağı istedi, götürdün. Çocuk üşüdü yahut düştü. Elbette 'Sen istedin' diyerek itab edip, üstünde bir tokat vuracaksın. İşte, Cenâb-ı Hak, Ahkemü'l-Hâkimîn, nihayet zaafta olan abdin iradesini bir şart-ı âdi yapıp, irade-i külliyesi ona nazar eder."(1)

Niyet bu bağlamda iradenin bir vasfı olmasından dolayı küçük daireden sayılır, kısmet ve nasip ise büyük dairedendir yani Allah’ın takdirine tabidir.

(1) bk. Sözler, Yirmi Altıncı Söz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...