Block title
Block content

Kader Risalesi İkinci Mebhas Altıncı Vecih'te, Matüridice ve Eşariye göre cüzi iradenin vasfı ve bu ihtiyarın kaynağı açıklanmış, fakat ben bunu tam anlayamadım. Geniş manada açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Meyelan cüz-i ihtiyari’nin aslıdır esasıdır. Meyelan Matüridi’ye göre emri itibaridir. Kul buna sahip olabilir. Yani meyelan denilen her şey Türkçemizde mastar diye isimlendirdiğimiz vermek, vurmak, yürümek, yapmak gibi sonuna mek mak eklediğimiz her şey mastardır. Mastarlar yaratılmamıştır. Harici vucutları yoktur.

İnsanın itibar etmesiyele zuhur eden, etmemesiyle harice çıkmayan vaki olmayan her mahiye mastar denir. Mesela sağ - sol, alt - üst, büyük - küçük, metre - kilo gibi özelliklerde itibaridir. Mahluk değildir. Dolayısıyla insanın iradesinin elinde itibar ettiği şekle göre mahiyet değiştirebilen hususiyetler olmalı ki insan imtihana girebilsin, cezaya veya mükafata namzet olsun. Eğer bunlar mahluk olsa; yani taş, ağaç, güneş, hava gibi şeyler insanın itibariyle değişmezler, sabitdirler. İnsan iradesiyle yönlenmezler. Mahiyetleri ve özellikleri sabitdir.

Maturidi, meyelanı emr-i itibari kabul etmiş ve kula vermiştir. Bu sebepten insan istemedikçe ihtiyari bir fiil meydana gelmez. Şayet gelse insanın iradesi ile olur.

Eş’ari meyelana mevcut gözüyle bakıp, hayra veya şerre kullanımındaki tasarrufu kula vermiştir. İkisi arasında cüz-i bir fark vardır. İkisinde de ortak nokta: kulun imtihana girebilmesi, neticesindeki mükafat ve mücazata adalet noktasında razı olabilmesi için mutlaka iradesini serbest kullanabileceği bir selahiyet ve özelliğe sahip olması lazımdır. Dolayısıyla meyelan emri itibaridir. Mahluk değildir. Harici vucudu yoktur. Mesela; yürümek diye bir şey gösterilemez. Gösterilen; yürüyen bir insandır. İnsanı çekersek yürümek diye bir şey ortada kalmaz. Sağ diye bir şey yoktur. Gösterdiğimiz koldur.

Kolu ve eşyayı gösterdiğimiz gibi sağı gösteremeyiz. Bunlar da nisbidir, itibarla ortaya çıkmıştır. Mesela Allah demiri yaratmıştır, fakat kiloyu yaratmamıştır. Kilo insanların nisbet ve itibariyle ortaya çıkmıştır. Bütün meyelanlar: yani insanın kalbindeki ilk his insanın istediği şekilde kullanacağı özelliğe haiz, itibari ve nisbi mahiyetlerdir. Zaten bundan dolayı, bir niyeti ve bir kararı onlarca defa değiştiririz. Son verdiğimiz kararla veya niyetle hesaba çekileceğiz.

İlleti Taamme: İlleti taamme tahakkuk ederse mutlak o şey vucuda gelir ve vacip olur. İnsandaki ilk meyiller ve niyetlerle eşya vucuda gelmez. Mesela; bir insan vurmaya meyletse, hemen karşıdaki insan yaralanmaz. Çünkü meyil emr-i itibaridir. Meyilden sonra karar; fiili tatbikat, yani kudret ve irade de tahakkuk edecek ki o meyil meydana çıksın ve o insan mesul olsun. Bu sebepten dolayı göz kapaklarının açıldığında hemen görmek gibi; insanın iradesinin dışındaki bütün işler ve faaliyetler illeti taammeyi icap ettirdiğinden dolayı ızdırari kadere girer, insan bunların hiçbirinden mesul değildir. Mesela cinsiyetimiz, ırkımız, vatanımız gibi şeylerden mesul değiliz. İlleti taamme dört şeydir: Birincisi illeti failiye, ikincis illeti maddiye, üçüncüsü illeti gaiye, dördüncüsü illeti fiiliyye. Bu dört şey biraraya geldi mi o şey mutlaka vucuda gelir.

Ama meyelanda ve meyillerde bu dört şart bir araya gelmeyeceğinden dolayı insan meyillerinin baskısı ve tahakkümü altında değildir. O meyilleri istediği şekle çevirip tasarruf etme selahiyetine sahiptir. Yani kul fiilinin halikı değildir. Yani kul niyet eder etmez o şey vücuda gelmez. Eğer gelseydi vazgeçme ihtimali olmayacağından dolayı insan mesul olmazdı. Tercih bila müreccih meselesi; iki şey eşitken, insan ikisinden birini tercih edemez diye iddia edilir. Kaderde: normal bir insan için meyiller hayra ve şerre nisbeti yüzde ellidir. Bir tarafı fazla olsa insan orayı mecburen seçeceğinden dolayı irade baskı altında olur. Bazı iddiacılar insanın yapısında şerre ve hayra meylin nisbetini kadere havale ederek, insanın iradesini reddederek mesuliyeti kadere yüklüyorlar. Birileri şerre gidiyor ise Allah şerre meyli fazla vermiş, mecburen tecih ediyor diyorlar.

Yani hayır ve şerre meyletmek yüzde elli nisbetinde olsa veya eşit olsa insan ikisinden birini tercih edemez diyorlar. Üstad bunu reddediyor. Üstad'a göre ve ehli sünnetin kader anlayışına göre insanlar her işlerinde ve her zaman birbirlerine eşit, hiçbir farkı olmayan eşya ve özellikler hakkında tercih yapabilirler. Zaten irade bu gibi durumlarda söz konusudur. Yani eşit şeylerden birini tercih etmeye irade denir. Farklı şeyleri tercih etmek iradeyi aşar. Farklılık baskı unsuru olur. Mesela, bardak almaya giden bir insan, bütün bardaklar farksız olduğu vakit almadan mı döner? Yoksa yüzlerce birbirine benzeyen bardaklardan birkaç tane alabilir mi? Elbette alabilir.

İşte tercih bila müreccih caizdir. Her zaman da vakidir. Yani insanlar birbirine benzeyen şeylerden iradelerini kullanarak bir şeyi tercih edip aldıkları gibi meyelan itibariyle nekadar meyiller varsa insanın yapısında eşit olarak yaratılmıştır. İnsanlar iradeleriyle bir meyile kuvvet verir, o şeyide Allah yaratır. Bu meyile karar verme hayır ise insan sevaba girer, şer ise o insan mesuldür. Tereccüh bila müreccih muhaldir. Yani bu meyillerin, insanın iradesiyle ön plana çıktığını, tahakkuk ettiğini ve tercih eden biriyle kuvvetlendiğini (ki bu insanın iradesidir) kabul etmeyip meyillerdeki üstünlüğü ve kuvvetlenmeyi kadere verip insanın yapısına Allah bunu fazla vermiş diye iddia etmek muhaldir.

Şimdi; Niyetler ve meyiller insandandır. Yaratmak Allah’tan dır. İnsan; adam öldürmeye meyleder, plan ve programını yapar şartlarını hazırlar, katl suçunu gerçekleştirir, adam ölür. Ölümü yaratan Allah’tır, fakat ölüme meyil cihetiyle insanın iradesi vesile olduğundan dolayı yapan gibidir. Dolayısıyla maktülü (ölümü) Allah yaratır. Kâtil insan olur. Arapça gramer kaidesine göre de ismi fail mastarlardan yapılır. Hasılı bil mastardan yapılmaz. Katil kelime olarak faildir. Katlen’den türetilir. Katlen ise mastardır (öldürmektir). Mastarın kaderdeki karşılığı ise meyildir. Meyil ise insanın elindedir. İstediği gibi kullanabilir. Öldürmekle şerre kullanmıştır. Allah’da ölümü yaratmıştır. Şerri yaratmak şer değildir. Şerrin tahakkukuna vesile olmak şerdir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

mpektemek

Yani sizinde ifade ettiğiniz gibi şöylemi anlamalıyız; meyelan itibariyle ne kadar meyiller varsa insanın yapısında eşit olarak yaratılmıştır. İnsanlar iradeleriyle bir meyile kuvvet verir, o şeyide Allah yaratır. Yani Allah bir tarafa meyli daha kuvvetli olarak yaratan kesinlikle değildir; bunu insan iradesi ile kuvvetlendirir sonra da Allah yaratır.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...