Block title
Block content

Kader Risalesi'nde meyelan için, "... bir emr-i itibarîdir. Muhakkak bir vücud-u haricîsi yoktur." deniyor. Bu ne demektir? Bizdeki meyillerin vücudu yoksa, o hâlde onları nasıl hissediyoruz? Kudret-i İlahiyyenin meyillerimiz ve irademiz üzerinde, icad noktasında nasıl bir tasarrufu var?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Cüz-ü ihtiyarînin üssü'l-esası olan meyelân, Mâtüridîce bir emr-i itibarîdir, abde verilebilir. Fakat Eş'arî ona mevcut nazarıyla baktığı için, abde vermemiş. Fakat o meyelândaki tasarruf, Eş'ariyece bir emr-i itibarîdir. Öyleyse o meyelân, o tasarruf, bir emr-i nisbîdir. Muhakkak bir vücud-u haricîsi yoktur..."(1)

Maturudi mezhebi meyalana, Eşari mezhebi de meyalandaki tasarrufa "emr-i itibari" demişler. Şurası kesin ki "emr-i itibari" denilen şey mevcut ve mahluk sınıfına girmiyorlar. Dolayısı ile meyalan ya da meyalandaki tasarruf insana verilebilir.

Şayet meyalan ya da meyalandaki tasarruf mevcut ve mahluk olmuş olsa idi, bunu insana vermek şirk olurdu. Çünkü her mevcut ve mahlukun istisnasız yaratıcısı Allah’tır. İnsan ise yaratmaktan acizdir.

Pekâlâ, bu "emr-i itibari" denilen şey mevcut ve mahluk değilse, o zaman madum mu sorusu akla geliyor. Kelam âlimleri "madum da değildir" diyor. Yani "emr-i itibari" denilen şeyler mevcut ile madum arasında bir şeydir denilmiştir. Mevcut olsa Allah’a ait bir fiil olur, buradan cebir çıkar, madum denilse o zaman olmayan bir şeyin tercihte ve iradede bulunması mümkün olmaz. "Öyle ise irade denilen şey mevcut ile madum arasında nispi ve itibari bir emirdir." denilmiştir ki bu hâli ile insana verilmesinde bir sakınca bulunmuyor.   

Varlık sınıfından olan mümkünlerin kendi arasında üç kısmı vardır.

Biri mevcut, yani varlık sahasına çıkmış, harici vücudu olan her şeydir. Bu mevcudatı yaratan ve idare eden, Allah’ın kudret sıfatıdır. Kulun hiçbir müdahalesi olamaz.

Mümkinatın ikinci sınıfı ise, “madum”dur. Yani, varlık sahasına çıkması mümkün ve caiz olup da, henüz varlık sahasına çıkmamış olan şeylerdir. Bunlar ilmi bir vücut olarak vardırlar, ama harici noktasından ademdedirler. 

Mümkinatın üçüncüsü ve irade, meyalan ve enenin  mahiyeti ile alakalı olan kısmı ise, itibari ve nispi şeyler dediğimiz; “mevcut ile madum” arası olan varlıklardır. Bu üçüncü sınıf olan itibari ve nispi emirler,  ne "mevcuttur", ne de “madum” dur. İkisi arasında bir makam ve mevkie sahiptirler. Bu sınıfta Allah’ın kudret sıfatının taalluk ve tecellisi yoktur.

Mec’uldür ama mahluk değildirler. Yani, Allah’ın tasarımı ve tercihidirler, ama kudretin alanı olan mahlukat sınıfından değildirler. Burada mec’ul ile nispi emirler aynı kulvardadır, dolayısı ile aynı manaya geliyorlar denilebilir. 

Üstad Hazretleri mevcudattan olmayan nispi emirlere kudretin taalluk etmediğini şu şekilde ifade ediyor:

"Hülâsa: Âdetullahın cereyanı üzerine hasıl-ı bil'masdarın vücudu, masdara mütevakkıftır. Masdarın esası ise, meyelandır. Meyelân veya meyelândaki tasarruf mevcudattan değildir ki, bir müessire ihtiyacı olsun. Mâdum da değildir ki, hasıl-ı bil'masdar gibi mevcud olan bir şeyin vücuduna şart kılınmasına veya sevab ve ikaba sebeb olmasına cevaz olmasın."(2)

Ene de aynı irade ve meyalan gibi nispi bir emirdir.

Dipnotlar:

(1) bk. Sözler, Yirmi Altıncı Söz.

(2) bk.  İşârâtü'l-İ'câz, Bakara Sûresi 7. Âyet Tefsiri.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: İkinci Mebhas, Altıncı Vecih | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 1610 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...