Block title
Block content

"Kafirler, Kur'an-ı Kerim'in bir suresinin benzerini getirebilselerdi savaşmazlardı." diyor Üstad. Peki sahabelerin, Kur'an'ı taklit etmeye çalışan ve maskara olan Müseyleme ile savaşmalarının sebebi nedir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kur’an kafir ve müşriklere meydan okuyor, "haydi hepiniz toplanıp bir surenin benzerini yani o sure kuvvetinde bir sureyi getirin" diyor. Şayet Kur’an surelerinden birisinin aynı ayarda bir  benzerini getirebilirseniz, o zaman İslam davasından vazgeçip sizin atalarınız dininize müsaade eder diye bir ahit sunuyor. Bu iddialı ahitleşmenin sebebi Kur’an’ın kendine olan özgüvenidir. Yani bütün insanlar bir araya toplansa bir surenin benzerini yapamayacaklarını Allah çok iyi biliyor ve böyle bir davada bulunuyor.

Müseylime-i Kezzab -haşa- surenin bir benzerini getiremiyor, sadece şansını deneyip rezil oluyor. Şayet Müseylime-i Kezzab surenin birebir bir benzerini yazabilseydi o zaman İslam davası düşmüş olur ve sahabelerin savaşması manasız olurdu. Halbuki  Müseylime-i Kezzab'ın uydurduğu şiirler ve sözde ayetler, Kur’an ayetlerinin yanında gayet sönük ve maskara bir şekilde kalmışlar. Hatta kendi etbaı bile onun uydurma ayetleri ile alay ettiklerini tarih naklediyor.

Yine Hicret’in 10. senesinde, Müseylime-i Kezzab, Yema­me’de peygamber­lik davasına kalkıştı. Müseylime, daha önce Benî Hanife temsilcileriyle Medine’­ye gelerek Pey­gamber Efendimiz (asm) ile görüşüp Müslüman ol­muş­tu. Yema­me’­ye dönünce irtidat etti.(1)

İrtidat ettikten sonra Müseylime, Pey­gam­be­ri­mize (asm) ortak olduğunu iddia et­meye ve yaymaya başladı. Kısa zamanda hokkabazlık ve sihirbazlığıyla Benî Ha­nif ve Ye­ma­me halkından birçok kimseyi kandırıp etrafına topladı. Hatta bir ara Kur’an-ı Kerim’i bile taklide kalkıştı! Bir­ta­kım gülünç sözler dizip Kur’an diye okurdu. Uydurduğu lâf­lardan bazıları şunlardı:

“Fil nedir? Filin ne olduğunu sana ne bildirdi? Onun hurma lifinden ip gibi kuyruğu ve uzun hortumu vardır. Bu, Rabbimizin yarattıklarından azıcığıdır!”

“Ey kurbağa kızı kurbağa! Ne diye nak nak, vak vak edip duruyorsun! Üs­tün suda, altın balçıkta! Sen, ne suyu bulandırabilirsin, ne de içene mani olabi­lirsin! Yarasa, sana ölüm haberini getirinceye ka­dar yerde bekle!”(2)

Peygamber Efendimiz (asm), Necid diyarında bulunan Müslümanlara da haber göndererek, Müseylime-i Kezzab’ın hak­kından gelmelerini emir buyurdu. Resûl-i Kibriya Efendimizin (asm) ebedîyet âlemine irtihalinden sonra, Hz. Ebû Bekir (ra), Hâlid b. Velid komutasında Müseyli­me’nin üzeri­ne bir ordu gönderdi. Vahşî b. Harb,  Hz. Hamza’­yı şehit ettiği harbesiyle (mızrak) onu öldürdü.

Dipnotlar:

(1) bk. İbn Hişam, Sîre, IV/223; Taberî, Tarih, III/162.
(2) bk. İbn Sa’d, Tabakat, V/551; Taberî, Tarih, II/254.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: On Sekizinci İşaret | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 5377 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...