Block title
Block content

Kahinler, meleklerin "semavat karakolları"ndaki konuşmalarından haberdar olabilirler mi? Bazen hakikaten doğru çıkıyor, dedikleri bu haberlere inanmak caiz midir? Buradan yola çıkarak, medyumların gaybı bildikleri anlaşılmaz mı?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kur’an nazil olmadan önce kahinler, cinler vasıtası ile semadan yarım yamalak haberler alıp gaybi bazı hadiseleri önceden haber verebiliyorlarmış. Kur’an nazil olmaya başlayınca bu yol cinlere kapatılmıştır. Yani eskisi gibi cinler nurani ve şeffaf vücutlarına güvenip sema dairesine çıkamıyorlar, dolayısı ile sema dairesindeki kader levhalarının haberlerine de vakıf olamıyorlar. Böylece sema tarafı büyük bir güvence altına alınıyor.

 Semanın güvence altına alınmasının sebebi Kur’an’ın semadan nazil olmasıdır. Böylece Kur’an hakkında en ufak bir şaibe ve şek kalmamış oluyor. Yani acaba Hazreti Muhammed (asm)’i -haşa- cinler mi aldatıyor ya da ona gelen vahyin içine cinlerin yalan yanlış haberleri karışıyor mu şüphesi bertaraf  edilmiş oluyor.

Üstad'ın tespiti ile cinlerin bu kulak hırsızlığı sema aleminin merkezi ve başkenti konumunda olan mele-i âlâ denilen meleklerin müzakere meclisinde değil, sema aleminin tabiri yerinde ise taşraları hükmünde olan köşe ve bucaklarındaki mevkileridir.

 Genelkurmay karargahında alınan  kararlar nasıl sınır karakollarına tebliğ ediliyor ise,  aynı şekilde mele-i âlâda alınan kararlar da semanın sınır karakolları hükmünde olan yerlerine tebliğ ediliyor. İşte cinlerin kulak hırsızlığı yaptığı yerler, semanın bu sınırlarıdır. Yoksa semanın merkezi hükmünde olan mele-i âlâ değildir.  

Cinlerin gaybı bilmesi, mutlak gaybı bilmek değildir. Emareleri çıkmış, artık sema dairesinde tezahür etmiş bir gaybı bilmek şeklindedir. Yoksa mutlak gaybı Allah’tan başka kimse kendi başına bilemez, ancak Allah bildirir ise bilinebilir.

Semanın sınır karakollarındaki haberler insana gaybi olduğu için, cinlerin ve cinler ile meşgul olan kahinlerin insanlar arasında az da olsa bu hususta bir imtiyazları oluyor.

 Lakin insanlar içinde nasıl hayır ve şer, hayırlılar ve şerliler beraber bulunur, birbirleri ile mücadele ve mübareze (çarpışma) içindedirler. Aynı şekilde imtihan dünyasının bir parçası olan cinler içinde de hayır ve şer, hayırlılar ve şerirler mücadele ve mübareze içindedirler.

Bu yüzden cinlerin bir taifesi olan habis ruhlar, yani cinlerin dine ve hakka düşman olan kısmı, dine zarar vermek için her hile ve düşmanlığı denerler ve deniyorlar.

İnsanlar içinde cinler alemi ile irtibat kurma teşebbüsü, eski tarihten bu yana hep var ola gelmiştir. Eskilerde cinlerle bu irtibat kurma işine kahinlik denilirdi, şimdilerde ise medyumluk ismi veriliyor.

Bu kahinlik ve medyumluk işi dini kökenli değil, felsefe kökenli bir gelenektir. Bu yüzden iman ve ilim kuvveti olmayan avam müminlerin bu uğraşıdan zarar görme ihtimali kuvvetlidir. Zira irtibata geçtikleri cinler genelde habis ve kötü olanlardır. Bunlar da hakkı ve doğruyu değil, yanlış ve yalanı söyleyecekleri için, irtibata geçtiği insanlara dine muhalif ve zıt şeyleri hak ve doğru gibi göstermeye çalışacaklardır. Tıpkı insi şeytanlar ile düşüp kalkan bir adamın zamanla onlara benzemesi gibi, cinni şeytanlarla haberleşmeye geçen adamın da zamanla yoldan çıkması kuvvet ile muhtemeldir.

Bazı kötü cinler, kendisi ile irtibata geçen insanları  kandırmak için kendini muteber bir evliya veya bir peygamber ruhu olarak tanıtıyor. Ta ki, her söylediği şey tartışmasız doğru ve hak olsun. İslam ve şeriat ölçüsünü bilmeyen birisi, böyle bir irtibata geçer ise kötü ruhların aldatmasına ve hezeyanlarına kanar ve itikadı tehlikeye girer.

Peygamberlerin ve evliyaların âli ve yüksek ruhları, aşağılık adamların kurduğu kumar ve medyumluk masalarına gelip muhabere etmekten münezzehtirler. Bu gibi irtibat masalara ancak alçak ve kötü cinler iştirak eder. Yoksa peygamber ve evliya ruhları ile muhabere için, insanın manen ve ruhen terakki edip o muazzez ruhlara yaklaşması gerekir. Adi ruhlar ali ruhların ayağına gider, yoksa âli ruhlar adi ruhlara tenezzül etmezler. Nitekim ruhen terakki eden ve manevi kemalata ulaşan çok evliya zatlar Peygamber Efendimizin (asm) ruhu şerifi ile münasebet peyda etmiştir, bunun yolu budur.

Özet olarak, bizim böyle muğlak ve riskli işlere pirim vermememiz daha salim ve daha güzel olur. Kahin diye adlandırılan şarlatanların yüz yalanlarının yanındaki bir iki doğrusuna aldanmamak gerekir. Mümin birisinin böyle şeylere ihtiyacı yoktur ve olamaz da... 

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...