Block title
Block content

"Kâinat sîmasında, arz sîmasında ve insan sîmasında birbiri içinde birbirinin nümunesini gösteren üç sikke-i rububiyet var." "Birbiri içinde", "birbirinin nümûnesi" ve "üç sikke-i Rububiyet" olmasını izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Besmele de Allah, Rahman ve Rahim olmak üzere üç isim var ve her isimin tecellisi büyükten küçüğe doğru bir tevhit mührüdür.

Allah ism-i Celili bütün kainattaki unsurların kendi aralarında olan yardımlaşma, dayanışma, kucaklaşma ve cevaplaşma gibi fiillerin dili ile Allah’ın birlik ve  tevhit sikkesini temsil ederken.  

Rahman ismi de dünyadaki bitki ve hayvan taifesinin tedbir ve terbiye edilmesindeki benzerlikler, birbiri ile olan uyumluluk, intizam, insicam, lütuf gibi icraatların dili ile Allah’ın dünya sahifesindeki birlik ve tevhit mührüne işaret eder.

Rahim ismi ise insanın geniş mahiyetindeki rahmet, merhamet ve şefkat gibi tecellilerin ve fiillerin dili ile Allah’ın insan mahiyetinde görünen birlik ve tevhit mührüne bakar.

Yani tevhidin üç büyük mührü kainat, dünya ve insan üzerine vurulan mühürleridir.

Kainat tevhit resminin en büyüğü, dünya orta boyutlu olanı, insan ise en küçük ve en okunaklı olanıdır. Ve bu resimler iç içedir yani insan dünyanın içinde dünya da kainatın içindedir ve her üçü de aynı tevhit mesajını vermekteler.

Birbirinin numunesi olması ise, aynı tevhidin kainatta büyükçe, dünyada ortaca insanda ise küçükçe ifade edilmesidir. Yani dünyadaki tevhit manası ile insandaki tevhit manası birbirine çok benziyor, fark sadece boyutlarda.

Sikke ise, bir şeyin delil ve mührü oluyor. Allah kainatta dünyada ve insanda tevhidin mührünü ve delilini çok açık bir şekilde yazmış ve ifade etmiş. Evrakı değerli ve anlamı kılan üzerindeki mühür ve imzasıdır; mühürsüz ve imzasız bir evrak değersiz kağıttan ibarettir. Allah kainat, dünya ve insan sanatları üzerine tevhit mührünü, tevhit sikkesini basmış ki herkes bu sanatları okuyarak imana gelsin ya da imanını ziyadeleştirsin.

Bir temsil ile meseleye bakacak olursak:

Kainat okyanus olsun, dünya deniz, insan ise bir avuç su olsun. Her birine kelime-i tevhit yazısını yazalım. Okyanusa dev ve büyük harflerle tevhit kelimesini yazdık ve altına dev bir mühür vurduk; okumak için bütün okyanusu kuşatacak ya gözün olacak ya da okyanusu kapsayacak bir mevkie çıkmak lazım; bu da herkese mümkün değildir.

Dünyayı temsil eden denizin üstüne orta boyda harflerle tevhit yazısını yazdık ve altına mührünü bastık; bunu da okumak ve ihata etmek çok zordur ve külli bir nazar lazımdır.

Ve üçüncüsü insanı temsil eden bir avuç suyun üstüne bir kelime-i tevhit yazdık; bunu herkes rahatlıkla ve ihata ile okuyabilir ve mührü görebilir.

Bu üç mührü ve tevhit kelimesini okumak aşağıdan yukarı doğru olmalıdır, yukarıdan aşağıya okumak ve görmeye çalışmak çok zordur. Bir avuç su da yazılan tevhit  kelimesi ehadiyeti temsil eder, okyanusta yazılan tevhit ise vahidiyeti temsil eder.

Özetleyecek olursak, üç sikke-i ehadiyet kainatta Allah isminin tecellisi, dünya da Rahman isminin tecellisi  ve insanda Rahim isminin tecellisi suretinde vurulan birlik ve tevhit mühürleri anlamındadır. Bu üç isimin temsil ettiği tecelliler tevhidin kainat, dünya ve insan sayfalarında nurani birer satırlarıdırlar.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Birinci Sır | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 747 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...