"Kâinatın ekser envâıyla alâkadar ve o alâkadarlık yüzünden perişan ve keşmekeş içinde boğulmak derecesine gelen ruh-u beşer ve kalb-i insan, وَحْدَهُ kelimesinde bir melce, bir halâskâr bulur ki, onu bütün o keşmekeşten, o perişaniyetten kurtarır." İzah?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Elinde bir dilekçe olduğunu düşün ve bu dilekçe hayati bir öneme sahip. Bu dilekçeyi yetkili mercie teslim etmen gerekiyor ve önünde bin tane resmi daire bulunuyor. Lakin yetkili merciin kim olduğu konusunda en ufak bir fikrin ve bilgin bulunmuyor, bu yüzden kafan çok karışmış. Bu durum insanı çok yorar çok rahatsız eder çok endişelere sevk eder.

Böyle bir keşmekeşlik ve karmaşa içinde debelenirken birden resmi bir zat belirdi ve hangi resmi daireye gideceğin konusunda sana yol gösterdi. O zatın o rehberliği senin kalbinde ve ruhunda inanılmaz bir rahatlama ve ferahlık sağladı. Yani seni çokluğun keşmekeşinden ve karmaşasından birliğin huzuruna ve esenliğine eriştirdi.

Örnekteki dilekçe insanın sayısız ihtiyaçlarıdır. Dilekçenin teslim edilmesi ise, ihtiyaç için yapılan dua ve taleplerdir. Bin tane resmi merci ise, kainattaki sayısız sebeplerdir. İnsan bu sebeplere müracaat ederse beyhude yorulur çok zahmetler çeker. Resmi zat ise peygamberlerdir. Resmi zatın gösterdiği merci ve yol ise, tevhit inancıdır. İnsanın kalbi ve ruhu ancak tevhit ile huzur bulur.

Binlerce sağır, kör, şuursuz sebeplere müracaat edip yorulmak yerine, her şeyin sahibi olan tek Allah’a yönelmek ve ondan medet istemek huzurun ve kurtuluşun adıdır. Yüzünü kesrete yani sebeplere dönenler hem bu dünya hayatında hem de ahiret hayatında kaybetmeye mahkumdurlar. Ama yüzünü “Vahdehu” yani bir tek Allah’a dönenler hem bu dünya hayatında hem de ahiret hayatında mesut ve bahtiyar olacaklar.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...