Block title
Block content

"Kainatta, bittecrübe her şeyin bir noktai kemali vardır. O şey'in, o noktaya bir meyli vardır." Burayı nasıl anlamalıyız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bu mesele biraz da kaderin alanına giren bir meseledir. Kader malum olduğu üzere; iradeye bakan meselelerde maluma tabidir. Yani nasıl olacaksa, kader ona teşekkül ediyor. Kader tayin ettiği için biz yaşamıyoruz, biz tayin ettiğimiz için kader yazıyor. Burada kaderin bir baskı ve icbarı söz konusu değildir. Allah ezeli ilmi ile bizim ne kadar terakki edeceğimizi ve sınırlarımızın ne olduğunu bildiği için kadere yazmış, yoksa kadere yazdığı için biz öyle olmuyoruz. Kemal noktamızı tayin eden Allah değil, biziz. Yani bizim gayretimiz nispetinde, Allah o noktaların sınırını çiziyor demektir.

Diğer bir husus; insanın hayırda da önü açıktır. Yani insanın nasıl şerde müthiş bir sukuta düşme potansiyeli varsa, hayırda da nihayetsiz bir şekilde tekemmül etme ve gelişme kabiliyeti ve potansiyeli vardır. Ama her insan bu potansiyeli eyleme dönüştüremiyor. Dönüştürememesi de tamamen insanın kendi iradesi ile alakalıdır, Allah’ın burada bir engellemesi ve sınır koyması söz konusu değildir.

En nihayetinde milyonlarla peygamberler ve evliyalar, hayrın o eşsiz tekamülünde ilerleyip maksut damına çıkmışlar. Öyle ki Peygamber Efendimiz (asm) miraçla bunu somut bir şekilde ortaya koymuş ve insanlara bir numune-i imtisal olmuştur.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: İkinci Maksat, Üçüncü Esas | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 2494 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

oto-gunhan
ALLAH razı olsun
Log in or register to post comments
diceday
Benim tekamüldeki nihai sınırımı ezeli ebedi herşeyi bilen Yaratıcının bunu yaşayacağımı bildiği için yazmasıyla birlikte, sorunun cevabı herkesi ayrı bir dünya yaratmasında da saklıdır. Ehadiyetinin yansıması olarak hiç kimse ,sadece yüz değil, karekter ve kişilik olarakta birbirine benzemez. Her insan ayrı bir dünyadır. Eşitlik verilen istidatların oranına göre istenen karşılıkta vardır. Eşitlik eşitsizlik gibi görünen oluşumlara konulan kurallarda gizlidir. Söz çok uzayacak. Kısaca komutan komutanlığını asker askerliğini yapar. Yer değiştirdiklerinde bu ikisine de ağır gelecektir. Asker askerlik kurallarıyla komutansa komutanlık kuralları içerisinde değerlendirilir. Fakat asker asker olmasına rağmen ihlas sırrı ile bir komutan gibi ödüle layık olabilir. Ama yine de isteyen herkes bir Gavs-ı Azam olamaz. Ama belki o Gavs-ı Azam olmasaydı bundan bazı taraflardan mesul olacaktı. Efendimiz (S.A.V) ismet olmasın rağmen hergün istiğfar ederdi. Bu bir önceki makamına olan bizim kavrmakta zorlandığımız bir istiğfardı.
Log in or register to post comments
BENZER SORULAR
Yükleniyor...