Kainattaki mahlukatın teavün ve tesanüdü nasıl olmaktadır? Zahiren bir cidal söz konusudur, yırtıcı hayvanların diğer hayvanları yemesini de mi teavün olarak değerlendireceğiz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Yardımlaşma ve dayanışmanın, bir direkt olanı, bir de dolaylı olanı vardır. Direkt olanı zaten çoklukla gözümüz önünde cereyan ediyor. Bu noktada kainat teavün (yardımlaşma), tesanüd (dayanışma), teanuk (kucaklaşma), tecavüb (cevaplaşma) fiilleri ile adete bölünmez bir bütün gibidir. Bunlar gözümüz önünde cereyan ettiği için ispata bile lüzum yoktur.

Dolaylı olanı ise; kainatın umumi denge ve ölçüsünü korumak noktasıdır. Bugünkü ifadesi ile ekolojik düzen, yani türlerin birbiri ile olan ahenginin korumasıdır. Türler arasında öyle hassas ve mükemmel bir denge zinciri kurulmuştur ki, bu zincirden bir halka dengeden çıkarsa, zincirleme bütün ekolojik düzen dediğimiz dengeleri yok edip kainatın umumi ahengini yerle bir edecektir. Bu sebeple, Allah, türleri birbirlerini dengede tutacak şekilde besinler zinciri şeklinde yaratmıştır. Yani her tür, başka bir türün dengesini sağlamak ile mükelleftir. Bu da bir çeşit dolaylı yardımlaşma ve dayanışmadır. Dolayısı ile evrimcilerin iddia ettiği gibi, türlerin birbirleri arasındaki bu ilişki tesadüfi ve acımasız bir vahşet ve katletme değildir.

Mesela, kemirgenler ile beslenen yırtıcı kedigiller olmasa, kemirgenler her tarafı istila edip, dünya üzerinde kurulmuş ekolojik dengeyi bozacaklar. Arslan ve kaplan gibi yırtıcı kediler olmasa, otobur hayvanlar hem kendi içinde hem de kısıtlı olan meralarda başka türlere zarar verecekler. Daha bunun gibi, muazzam hassas dengeler için, türler birbirlerine besin zinciri olmaktalar. Bu da dolaylı olarak hem kendi türleri açısından, hem de kainatın ekolojik dengesi açısından, bir yardımlaşma ve dayanışma şeklidir.

Avustralyada aşırı avlanma yüzünden tilkilerin nesli tüketilince, tavşanlar aşırı üreyip çoğalınca, her taraf tavşan ölüleri ile dolmuş. Hem tavşan neslinin sağlığı açısından, hem de salgın hastalık riski açısından, yetkililer derhal başka kıtalardan tilkiler nakletmeye başlamışlar. Bir müddet sonra tilkiler doğaya salınınca, denge yeniden temin edilmiş. Demek tilkinin tavşanı yemesi vahşet değil, umumi denge ve yardımlaşmanın dolaylı bir ifadesidir. Bunun gibi binlerce örnekler verilebilir.

Evrimciler kendi kokuşmuş vicdan ve akıl penceresinden olaylara baktıkları için, her şeyi düşman ve kavgacı olarak algılıyorlar. Bu bir algı sorunudur.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Sorularlaİçtihad
Fakat Üstad Hazretleri yırtıcıların hakkı leşleri yemektir demiyor mu? Yani dediğiniz gibi bir türün diğer türü yemesiyle dengede tutması pek de tesanüde ve Üstad'ın bahsettiği yırtıcıların hakının leşleri yemesine ters düşmüyor mu?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...