Block title
Block content

"Kalbin hâdimlerinden bulunan hayal, meselâ en zayıf, en kıymetsiz iken, hapiste ve zindanda kayıtlı olan sahibini bütün dünyada gezdirir, ferahlandırır..." cümlesini izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İnsan şu kainatın küçük bir modeli ve her tecellinin ince ve latif bir şekilde yazıldığı bir nüshası olmasından dolayı, insan adeta Allah’ın bütün isim ve sıfatlarının temerküz ettiği bir sahnesi bir arşı hükmündedir. Yani kainatta azametli ve haşmetli olarak tecelli eden Allah’ın isim ve sıfatları insanda da aynı şekilde ama daha okunaklı ve mütevazi bir şekil ile tecelli ediyor. Yani insan kainata bir liste bir öz bir numene oluyor.

Aynı ilişki ve mana insan ile kalp arasında da vardır. Yani insan kainata nasıl bir modellik ve nüshalık ediyor ise kalp de insana aynı modelliği ve nüshalığı ediyor. Tabiri yerinde ise Kur’an nasıl besmelede besmele de “be” harfinde saklı ve dürülü diye alimler ifade etmiş ise, aynı şekilde kainat insanda insan da kalpte saklı ve dürülü bir vaziyettedir.

Ben yere göğe sığmadım, ancak mü'min kulumun  kalbine sığdım.” (Keşfu'l-Hafa)

hadis-i kudsisi de  bu manaya işaret eden bir levha gibidir.

Allah insan kalbini nihayetsiz ihtiyaç, emel ve arzular ile donattığı için her isme açılan ve o ismi hisseden bir hissiyat ve ölçücük insanın kalbinde vardır. Kalb bu noktadan kainatın küçük bir haritası gibidir. Allah’ın isim ve sıfatları ise bu haritayı aydınlatan bir güneş gibidir.

İnsanın mahiyetinde ne kadar manevi latife ve cihazlar varsa, bunların hepsinin işlemesi ve çalışması kalbe bağlanmış. Kalp iman ve hidayet ile hareket etmedikçe insanda bulunan sair cihaz ve duygular da hareket etmiyor. İnsanın bütün cihaz ve duyguları kalbe bağlı hizmetçiler ya da çarklar gibidir, kalp hareket etmedikçe onlar da hareket etmezler.

 “Şanı yüce olan Allah suretlerinize ve mallarınıza bakmaz, ancak kalplerinize ve amellerinize bakar.”(1)

“Şüphesiz ki beden de bir parça vardır; o düzgün olursa bedenin tamamı düzgün olur, bozuk olursa bedenin tamamı bozuk olur. Dikkat ediniz ki o kalptir.”(2)

“Kalp hükümdardır, hükümdar düzgün olunca tebası da düzgün olur, bozuk olunca tebası da bozuk olur.”(3)

İnsan kâinatın misalı musağğarıdır. İnsanı büyütseniz kâinat, kâinatı küçültseniz insan olur. Mesela yeryüzündeki ağaçlar insandaki kıllara; toprak tabakası, kılların altında bulunan deriye; taşlar kayalıklar derinin altında bulunan kemiklere; yeryüzünde mevcut olan çeşit çeşit sular, insanda bulunan muhtelif sulara; (kan , göz yaşı ağız suyu gibi), yine yeryüzündeki mağaralar insandaki kulak ve burun deliklerine işaret ediyor olabilir.

İnsanın mahiyetindeki bütün latife ve duyguların hepsi Allah’ın bir isminin tecelli ve nakışlarıdır. Bu latife ve duyguların dışında insanın maddi ve manevi kalıplarındaki her bir cihaz ve organlar da Allah’ın isim ve sıfatlarının birer tecelli ve nakışlarıdır.

Mesela, göz penceresi ile insan renkler alemini seyreder. Kulak penceresi sayesinde sesler alemini dinler. Burun sayesinde kokular alemini seyreder. Dokunma hissi ile maddi alemi hisseder. Dildeki tatma duyusu ile tatlar alemine açılır ve hakeza. Daha bunun gibi binlerce duygu ve his sayesinde insan bütün kainat ve içindeki dürülü alemleri bilir ve o alemlere misafir olur.

Yalnız bütün bu cihazların işlemesi kalbin işlemesine bağlanmıştır. Kalp atıl ve bozuk ise, diğer cihazlar da onunla beraber bozuk ve atıl demektir vesselam!..

Dipnotlar:

(1) bk. Camiü's-Sağir, 1832.

(2) bk. age.-3856; Buhari, İman 39, Büyu’ 2; Müslim, Müsakat 107; Ebu Davut, Büyu’ 3; Tirmizi, Büyu’ 1;  ,Nesai, Büyu’ 2,

(3) bk. Camiü's-Sağir, 5752.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Habbe | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 1544 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...