KALPLERİN MÜHÜRLENMESİ

Çokça sorulan bir soru:

“Kur’an-ı Kerimde bazı kulların kalplerinin mühürlendiğinden söz ediliyor. Bunların hidayete ermeleri imkânsız olduğuna göre yanlış yolda gitmekten nasıl sorumlu tutulabilirler?”

Çoğu zaman, zihinleri bulandırmak için ve kasıtlı olarak sorulan bu soruya ana hatlarıyla şöyle cevap verebiliriz:

Allah Resulü (asm.) buyururlar ki:

“Her günah ile kalpte bir siyah nokta meydana gelir.”

Kalbi karartan en büyük siyahlık şirk, yani Allah’a ortak koşmak. Bir insan, şirki dava eder ve bu hususta müminlerle mücadeleye girişirse, her geçen gün kalbindeki bu siyahlık daha da koyulaşır ve genişlenir. Git gide bütün kalbi sarar. Artık o insanın iman ve tevhidi kabul etmesi âdeta imkânsız hale gelir. Bediüzzaman hazretlerinin ifadesiyle, “salâh ve hayrı kabule liyakatı kalmaz.”

İşte sözü edilen âyet-i kerime, Allah Resûlüne (asm.) cephe alan, onunla mücadele eden müşrikler hakkında nâzil olmuş. Ve o müşriklerin kalplerinde şirkin tam hâkimiyet kurması ve tevhide yer kalmaması, “kalb mühürlenmesi” şeklinde ifade edilmiş.

İşte kendilerine hidayet kapısı kapananlar, bu noktaya varan bedbaht gruptur. Yoksa günah işleyen, yahut zulüm eden her kişi için hidayet kapısının kapanması söz konusu değil. Böyle olsa, asr-ı saadette, daha önce putlara tapan on binlerce insanın İslâm’a girmelerini nasıl izah edeceğiz?!..

Şirke giren her insanın kalbi mühürlenseydi, hiçbir müşrikin Müslüman olmaması gerekirdi. Demek ki, kalbi mühürlenenler, tevhide dönmeleri imkânsız hâle gelenlerdir.

Ve onlar, bu çukura kendi iradelerini yanlış kullanarak düşmüşlerdir.

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...